
Pazartesi, Ağustos 03, 2009
tayuk yemicem





kahvaltıya kanatçıya gittik pazar günü. kapıdan girmek istemedi,
-eylül gelsene
-ya tayuk yemiycemmm, yemiycem
orada hep kanat yediğimiz için şartlanmış zavallı, çok güldüm.
bu arada kendisi çok inat ve çok ters. yapma dediğin ne varsa gözünün içine bakarak yapıyor.
bu arada son şarkımız oy dingala dingala...
gülümseten formül





mutluluk kaynağısın kuzum. saçını örmek bile beni öyle sevindiriyor ki.
benim annem bir melek'i izliyoruz, doğal olarak gülüyoruz. o da oturmuş bizimle birlikte aynı şekilde gülüp izliyor, öldürüyor bu kız bizi yaaa
banyoda aynaya bakıyorum, arkamdan geldi kendi kendine konuşuyor, "çok güzel olucak, çok güzel olucak" arkamı dönüp baktım ki ne göreyim, bluzumu giymiş, "çok güzel olmuş"...
"
VE OLAY VİDEOOOOOOOO
ve koşarak gelir, ne var ne yoksa toplar.ya bizim eşyalarımızı alırlarsaaaaaaaa.
başıma gelen bir sürü güvenlik macerasından sonra bu olayı ölümsüzleştirmeye karar verdim. bir keresinde elini beline koyarak bağırdı güvenlik görevlisine, meyiy misin meyiy misin!!!!
sen büyüme, hep bizi güldür kuzuuu
bir yemek masalı
kaşık da neymiş, niye icat edilmiş, ne gerek var. elle yemek en güzeli, yağlı parmaklarımla masa örtüsünü katletmek harika. kaşıkla tek tek bezelye ve havuç seçilmez ki
patateslerine hiç dokunmadan sadece bezelye, havuç ve et yedi. parkta deli gibi oynayıp geldiğimiz için çok aç görünüyor. insan banyodan sonra verir mi bu kızın eline yemeği, delirmişim bennnn. her yer yağ, yerler, örtü. aman napalım, kuzum yesin de.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







