Salı, Aralık 29, 2009

biz geldiiik











yoğunluk, çok yoğunluk. iş, deli gibi iş. blog, yazı, resim hiç yok. yaaa dayanamıyorum, azar azar da olsa yüklemeye çalışıcam. çok fazla birikti :)
-ben inek göydüm dısarda, kitap okuyodu, gözünde gözlük valdı, siyah gözlük!

Salı, Aralık 15, 2009

bayılıyorum


hahhahhah, çok yaratıcıyımdır :))





-anne sen bana bayılıyorsuun :)))






ekonomiye can kat


kuzumun kendi elleriyle yaptığı ev. onun da benim de hayalimizde az katlı var :)




hiç oyuncak yokmuş gibi (!) kartondan meyve ve sebzeler yapıyoruz, ben market oluyorum, kuzu alışveriş sepetiyle geliyor, alışverişini yapıyor, parasını veriyor. eve gidip yemek yapıyor, hepimiz afiyetle yiyoruz. sonra o market oluyor, benden kazandığı paralarla benim kitabevime geliyor, parası kadar kitap alıyor, okuyoruz. alan memnun satan memnun :)
sonra balık mevzusuna gelelim. bu mıknatıslı balıklara bayıldık. isimlerini koyarken daha da bayıldık. pembe dudaklı yeşil balığa ismi yapıştırdı;
-anne bu yujlu balık, annesi yuj süğmüş onaa
vee ağacımız. tadeşimle vardı bir ağacımız çooook eski yıllarda. çok severdik süslemeyi, ışıklarını yakıp geçerdik karşısına. sanırım kendim için aldım, noltaljik oldu. kuzuya da sevinmek için sebep. şimdi üzerindeki kardan adamlara takmış durumda. kar yağıcak, kardam adam yapalım hayalinde. peki kuzu dedim, burnunu havuçtan yapalım, gözlerini nasıl yapalım?
-zeytinle yapalıım, başına bere takalııım!!!

Çarşamba, Aralık 09, 2009

masal

yine uyandın gece. koynuma aldım seni. göğsümün üzerinde küçücük bir ses; küt küt küt. minik yüreğinin sesi. her gece koynumdasın ama hiç bu kadar duymamıştım. o ses bize ninni oldu, uyuduk birlikte, koyun koyuna...

Salı, Aralık 08, 2009

klik, klik, klik









fotoğrafçı edasıyla, boynumda makinem, elim sürekli deklanşörde. aman pozları kaçırmayayım, seri çekimler yapmalıyım. kuzu bana bak, anneye gülücük mey. e hani benim fotoğrafım. 8-10 poz da benim olmalı. 5? 3? 1 tanecik bile mi?
dün akşam uyku öyle bastırmış ki pilav yerken gözler kapanıyor, ağzında pirinç uyuyakalacak, korkuyorum. bir yandan da uykunun verdiği huysuzlukla ne desem ağız bir karış açılıp ağlıyor.
-al annecim, annesinin canı
-canı değiliiim, hüüüüü, atlıkayıncasıyım ben anneniiin
-tamam bir tanem, pilavını ye hadi
-ye deme deme deme
-tamam yeme kuzu, kaldırayım mı?
-hüüüü, kaldırma pilav yiyceeeem
-uyuyalım mı annecik?
-uyumicam, uyumicam (gözler kapandı kapanacak)
kucağımda saniye içinde uyuyuverdi, inanılmaz, normalleşiyor!!!

havacılık müzesi


bu amcaya bayıldım :)







gideriz, güzelmiş, mutlaka görmeliyiz derken nihayet geçen hafta orayı da tıkıladık. görülmeye değer. şansımıza hava da çok güzeldi. şekildeki sıcak çikolatalı tartı mideye indirdikten sonra nereye gitsek tozpembe olurdu :p havacılığın nereden nereyeee geldiğine inanamadım.
not: sevgilim, iyi ki hava harp'e gitmedin, ben sensiz naaapardım
(e bu çocuk pilot olsa bana kalmazdı mı acabaa)

kuzu kuzu mee

arabada annemle babamı bekliyoruz, markete girdiler, birşeyler alıyorlar. biraz fazla bekledik sanırım. kuzu dayanamadı;
-bu çocuklar nerde kaldı yaaa!!!
üzerimi giyiniyorum, beğendi;
-kıyafetlerini giyindin, çok güzel bir kız oldun!
-annane, pembe sana çok yakışmış!
ne desem; ZİLLİ...

öp, öp, öp








öyümcek adaam








kim öyümcek adama sarılınca bu kadar mutlu olabilir ki!
bir; kuzu
iki; mary jane watson :p