bir süredir bu üçlüyleyim. açlık oyunları! önceleri bu da neymiş diye okurken kitap öyle bir sarıyor ki! evin her yerinde okudum sanırım. malum kuzudan fırsat bulmak kolay değil. itiraf ediyorum okumak için birçok kez çizgi film de açtım ona. ama pişman değilim : p gelecekte geçiyor hikaye, insanlar sefalet içinde. 13 adet mıntıkayı yöneten capitol mıntıkalara gücünü her an hatırlasınlar diye açlık oyunları oynatıyor. her mıntıkadan 2 çocuğu seçip tehlikelerle doldurdukları bir alanda yaşam savaşına bırakıyorlar. sadece 1 kişinin hayatta kalabileceği bir savaş. hayatta kalmak için öldürmelisin...
bugün görsellerini araken filminin çevrileceğini okudum ve çok heyecanlandım. gelse de gitsek...
Perşembe, Ocak 06, 2011
Pazartesi, Ocak 03, 2011
yavaş yavaş ölürler...
Muere Lentamente
Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler,
Okumayanlar,
Müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoş görmeyi barındıramayanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Kendilerine olan sevgilerini yıkanlar,
Hiçbir zaman yardım istemeyenler.
Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklarına esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler,
Veya bir yabancı ile konuşmayanlar.
Yavaş yavaş ölürler
İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin...
Gözlerindeki pırıltıyı görmekten kaçınanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup
İstikamet değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için
Risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi...
Mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.
Şimdi yaşa!
Bugün riske gir!
Hemen harekete geç!
Kendini yavaş ölüme teslim etme!
Mutluluktan kaçınma!
PABLO NERUDA
bugün ve birkaç gün esiri olacağım sanırım bu dizelerin! oysa çok da aram yoktur şiirle. ama iyi ki gördüm sende zeynep! belki bir gaz gelir de...
Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler,
Okumayanlar,
Müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoş görmeyi barındıramayanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Kendilerine olan sevgilerini yıkanlar,
Hiçbir zaman yardım istemeyenler.
Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklarına esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler,
Veya bir yabancı ile konuşmayanlar.
Yavaş yavaş ölürler
İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin...
Gözlerindeki pırıltıyı görmekten kaçınanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup
İstikamet değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için
Risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi...
Mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.
Şimdi yaşa!
Bugün riske gir!
Hemen harekete geç!
Kendini yavaş ölüme teslim etme!
Mutluluktan kaçınma!
PABLO NERUDA
bugün ve birkaç gün esiri olacağım sanırım bu dizelerin! oysa çok da aram yoktur şiirle. ama iyi ki gördüm sende zeynep! belki bir gaz gelir de...
izlemeli...
cumartesi sabahı, yatağımda dinliyorum! yataktan kalkma sesi, bir süre sessizlik, sonrasında pat pat koşan ayak sesleri...
-anneee, hediyem gelmiş!
geceden aklına yer etmiş, hiç unutur mu?
paketi açtığındaki mutluluğunu yüreğimin kameralarına çektim, zira o anda makinemi almak o anı öldürmek olurdu. elinden düşmeyen bir rapunzel var artık. rapunzel herkesle tanıştı, rapunzel odayı gezdi, rapunzel ponny'e bindi.....
öğleden sonra da filme gittik planladığımız gibi. sersemliğim tutmuş, 12:30'daki seans için gittik ama yılbaşı nedeniyle alışveriş merkezinin 14:00'te açılacağı hiç aklıma gelmedi doğrusu. biraz perişanlıktan sonra 14:40 seansına girdik. film 3D. gözlerde kocaman gözlükler, ellerde patlamış mısır. kuzunun performansı yine harika, pürdikkat izledi filmi. KARMAKARIŞIK, harika bir film. her çizgi filmde olmaz bu kadar güzel renkler, bu kadar hoş karakterler, çizgiler. dinozorum'la kuzudan çok beğenmiş olma olasılığımız yüksek. mest olduk yani. çok çok çok ama çok tavsiye ederim, gidin bayılın :))
sonrasında biraz huzursuz, birşeye sıkılıyor belli. halise gidiyor diye ona kızıyor musun annecik? sorusunun cevabı her okuduğunda halise'yi ağlatacak biliyorum, sulugöz çünkü
-hayır anne, gidiyor diye üzülüyorum!
üzülme annecik, yine gelir, gelirler. biz böyle kocaman, birbirine tapan bir aile olduğumuz müddetçe gelmeler gitmeler bitmez, bitmesin...
offf kendi kendimi de ağlatmadan çıkmalı bu konudan...güzel bir hafta dilerim, herkese...
-anneee, hediyem gelmiş!
geceden aklına yer etmiş, hiç unutur mu?
paketi açtığındaki mutluluğunu yüreğimin kameralarına çektim, zira o anda makinemi almak o anı öldürmek olurdu. elinden düşmeyen bir rapunzel var artık. rapunzel herkesle tanıştı, rapunzel odayı gezdi, rapunzel ponny'e bindi.....
öğleden sonra da filme gittik planladığımız gibi. sersemliğim tutmuş, 12:30'daki seans için gittik ama yılbaşı nedeniyle alışveriş merkezinin 14:00'te açılacağı hiç aklıma gelmedi doğrusu. biraz perişanlıktan sonra 14:40 seansına girdik. film 3D. gözlerde kocaman gözlükler, ellerde patlamış mısır. kuzunun performansı yine harika, pürdikkat izledi filmi. KARMAKARIŞIK, harika bir film. her çizgi filmde olmaz bu kadar güzel renkler, bu kadar hoş karakterler, çizgiler. dinozorum'la kuzudan çok beğenmiş olma olasılığımız yüksek. mest olduk yani. çok çok çok ama çok tavsiye ederim, gidin bayılın :))
sonrasında biraz huzursuz, birşeye sıkılıyor belli. halise gidiyor diye ona kızıyor musun annecik? sorusunun cevabı her okuduğunda halise'yi ağlatacak biliyorum, sulugöz çünkü
-hayır anne, gidiyor diye üzülüyorum!
üzülme annecik, yine gelir, gelirler. biz böyle kocaman, birbirine tapan bir aile olduğumuz müddetçe gelmeler gitmeler bitmez, bitmesin...
offf kendi kendimi de ağlatmadan çıkmalı bu konudan...güzel bir hafta dilerim, herkese...
Cuma, Aralık 31, 2010
rapunzelll
şişşşt, sakın söylemeyin, sürpriz. çok istediği rapunzel bebeğini aldım, bu gece ağacının altına koyucam. dün akşam vermemek için kendimi zor tuttum. bu kuzunun istediği ilk bebek. büyüyor mu ne? kocaman yemyeşil gözleriyle öyle sevimli ki. beni de oynatır mı?
yarın da filmine gidelim dedim, iyi mi? :))
Perşembe, Aralık 30, 2010
2010'un son fotoğrafları bunlar. çok büyüdü benim kuzum, tipi çocuk oldu sanki. konuşmalarsa fena, öyle zilli öyle dilli ki. posta koymalar, laf çarpıtmalar. hatta salaklar, deliler ufff. kendime çekidüzen vermeliyim, vermeliyim, vermeliyim...
irina!!! :)))
sensiz olmaya nasıl alışırız, alıştırmasan :))
hem bak bir gün gittin kuzu küstü sana, tavır yaptı. seni istemiyorum diyor dünden beri, oysa ünye'ye gitsin mi halise deyince, hayıııır.
dilerim mutluluğun sınırlarını zorlayalım bu sene, dilerim...
Çarşamba, Aralık 29, 2010
Salı, Aralık 28, 2010
kim acaba?
"Eskiden kadin olmak daha kolaydi.
Kadinlar sadece evde olur, yemek yapar, cocuk bakarlardi.
Sadece esinin geliri dusukse kadin calisirdi ve calisan kadina acinirdi.
Kadin calisiyorsa, evine bakamayacagi dusunulurdu,
Zaten kadin bekarken calisiyor idiyse bile evlenince evinin kadini olurdu.
90'li yillara gelindiginde kadin sadece evde olmak istemedi, artik
Calismak ekonomik olarak ozgurlesmek istiyordu.
Once universite okumaya ,sonra calismaya basladi. Bu kadinin hosuna gitmisti.
Calisiyor, istedigi gibi harciyor, geziyordu.
Artik calisan kadin evli olmak degil bekar olup gununu gun etmek istiyordu.
Yasasin ozgurluk...
Calisan kadin artik iskolik olmustu, calisiyor ve yuksekliyordu.
Zirveye ulasmisti. Bircok sirkette once orta kademe, sonra ustkademe yonetici kadın oldu.
Doksanlarin sonuna gelindiginde sirketler yalniz ve iskolik 30lu yaslarinda kadinlarla doluydu..
Bu calisan kadina yetmedi, citayi biraz daha yukseltti.
Artik hem evli ve hem de basarili calisan kadin olmaliydi.
Calisan kadin etrafina bakindi. Basarili, parali koca adaylari gozden gecirildi.
Adaylardan kel, sisman ve kisa boylu olanlar hemen elendi.
Ince ruhlu, saraptan anlayan, 14 Subat'ta muthis surprizler
Yapabilen, kimsenin bilmedigi yerlerde basbasa tatillere goturen, yasamayi
Seven ve bol bol espiri yapanlar hemen kapisildi.
Yurt disindan gelinlikler getirtildi. Otellerde muhtesem dugunler yapilip, Maldivler'e ya da Bali'ye balayina gidildi.
Balayindan sonra calisan kadin hizla is basi yapti.
Gunduzleri toplantidan toplantiya kostururken artik aksam yemegini de dusunmeye baslamisti.
Aksam NE yenmeli, nereye gidilmeli, esinin gomlekleri, pantolanlari utulu mu, kiyafetleri kuru temizlemeciye
Gitti MI geldi MI, marketten alinacaklarin listesini cikar, is cikisi gital, eve gel, aksam yemegini hazirla....
Calisan kadin artik mutluydu. Gece yatagi sicacikti.
Uzulunce derdini paylasan, hastalaninca ona bakan, aglayinca destek
Olacak bir omuza, goz yaslarini silecek sevkatli ellere sahipti. 15 saat
Kosturmak kadina viz geliyordu. Etraf bu sekilde kosusturan, ev ile is
Arasi cift vardiya calisan Kadinla doluydu.
Zaman geciyordu. Calisan kadin 35 ine yaklasiyordu.
Biyolojik saati 'be bek, be - bek' diye uyari vermeye basladi.
Evet calisan kadin hemen cigliklar atmaya basladi 'Bebek de yaparim kariyer de ' diye...
Calisan kadinlar hemen sosyetik kadin dogumcularin randevularini doldurdular.
Calisan kadinlar ajandalarina ve islerinin temposuna
Uygun zamani secip hemen mikroenjeksiyonla bebek yapmaya basladilar.
1-2 ay sonra guzel haberler sirayla gelmeye basladi,calisan kadinlar ham ileydiler.
Calisan kadin hem hamile, hem guzel olmak istedi.
Hemen diyetisyenlere kosulup, ozel hamile diyetleri alindi, bol bol
Kivi yenmeye baslandi. Eskisi gibi tatli, tursu, borek, Erik aserilmiyor,
Karpuz, kivi ve mango isteniyordu gecenin bir yarisi eslerden.
Calisan kadin cocugunu eski usul buyutmeyecekti. Hemen onlarca
Hamilelik, bebek buyutme kitaplari alindi, bir cok Internet
Sitesine uye olundu, Yoga ve Anne-baba kurslarina yazilindi.
Calisan hamile kadin artik gun gun takip ediyordu bebeginin gelisimini.
Bugun 43. Gun, bebegim uzum tanesi gibi... 59. Gun, parmaklari olustu... 89.
Gun, bugun ilk defa hickirdi... 210 uncu gunden sonra artik bebegin
Matematik zekasinin artmasi icin Mozart dinletilecek... Sonunda mutlu gun geldi.
Calisan kadin artik anneydi. 3-4 aylik izinden
Sonra calisan kadin oldurucu diyetlerle zayiflayarak incecik bir sekilde isbasi yapmisti.
Artik basarili bir yonetici, iyi bir es ve Anne olarak 24 saat calisiyordu.
Bebek buyudukce, sosyallesmesi icin calisan kadin cumartesilerini
Cocuguna ayirdi. Artik tum anneler topluca etkinliklere katilmaya
Basladilar. Yas gunu partileri, tiyatrolar,piyano dersleri, basketbol,
Tenis ve yuzmekurslarinin biri bitiyor, digeri basliyordu.
Calisan kadina bu DA yetmedi. Artik hem calisiyor, hem
Iyi bir es olmaya gayret ediyor ve hem de annelik yapiyordu. Calisan
Kadin citayi birkez daha yukseltti.
O artik evinde katkisiz, saglikli ekmekler, receller yapmali,
Organik gidalarla, vitamini bol sebze yemekleri hazirlamali,
Cocuguna ve esine ozel gunlerde pastalar yapabilmeli, bu pastalari cok guzel susleyebilmeliydi.
Butun calisan kadinlar yemek yapma kurslarina kosmaya basladilar.
Evlerine ekmek yapma makinalari aldilar,
Toplanti aralarinda bir birlerine yemek tarifleri vermeye
Basladilar, 'Dun nefis bir cavdarli ekmek yaptim, istersen tarif ini
Vereyim 'Ben de hafta sonu harika bir pasta yaptim. Evdekiler bayildi. Bir
Aksam gelin de size de yapayim' Bakalim calisan kadin bundan sonra citasini nereye yukseltecek?
Gelelim erkege...
Bu surec icerisinde calisan erkek ise citasini hic yukseltmedi.
80 lerde, 90 larda ve 2000 lerde hep TV izliyor,bira iciyor ve maca gidiyordu...
ne zevk ama! helal olsun bu erkeklere demek istiyorum. dert yok tasa yok...
çenebaz ve enne'ye teşekkürler, bayıldım!!!
Kadinlar sadece evde olur, yemek yapar, cocuk bakarlardi.
Sadece esinin geliri dusukse kadin calisirdi ve calisan kadina acinirdi.
Kadin calisiyorsa, evine bakamayacagi dusunulurdu,
Zaten kadin bekarken calisiyor idiyse bile evlenince evinin kadini olurdu.
90'li yillara gelindiginde kadin sadece evde olmak istemedi, artik
Calismak ekonomik olarak ozgurlesmek istiyordu.
Once universite okumaya ,sonra calismaya basladi. Bu kadinin hosuna gitmisti.
Calisiyor, istedigi gibi harciyor, geziyordu.
Artik calisan kadin evli olmak degil bekar olup gununu gun etmek istiyordu.
Yasasin ozgurluk...
Calisan kadin artik iskolik olmustu, calisiyor ve yuksekliyordu.
Zirveye ulasmisti. Bircok sirkette once orta kademe, sonra ustkademe yonetici kadın oldu.
Doksanlarin sonuna gelindiginde sirketler yalniz ve iskolik 30lu yaslarinda kadinlarla doluydu..
Bu calisan kadina yetmedi, citayi biraz daha yukseltti.
Artik hem evli ve hem de basarili calisan kadin olmaliydi.
Calisan kadin etrafina bakindi. Basarili, parali koca adaylari gozden gecirildi.
Adaylardan kel, sisman ve kisa boylu olanlar hemen elendi.
Ince ruhlu, saraptan anlayan, 14 Subat'ta muthis surprizler
Yapabilen, kimsenin bilmedigi yerlerde basbasa tatillere goturen, yasamayi
Seven ve bol bol espiri yapanlar hemen kapisildi.
Yurt disindan gelinlikler getirtildi. Otellerde muhtesem dugunler yapilip, Maldivler'e ya da Bali'ye balayina gidildi.
Balayindan sonra calisan kadin hizla is basi yapti.
Gunduzleri toplantidan toplantiya kostururken artik aksam yemegini de dusunmeye baslamisti.
Aksam NE yenmeli, nereye gidilmeli, esinin gomlekleri, pantolanlari utulu mu, kiyafetleri kuru temizlemeciye
Gitti MI geldi MI, marketten alinacaklarin listesini cikar, is cikisi gital, eve gel, aksam yemegini hazirla....
Calisan kadin artik mutluydu. Gece yatagi sicacikti.
Uzulunce derdini paylasan, hastalaninca ona bakan, aglayinca destek
Olacak bir omuza, goz yaslarini silecek sevkatli ellere sahipti. 15 saat
Kosturmak kadina viz geliyordu. Etraf bu sekilde kosusturan, ev ile is
Arasi cift vardiya calisan Kadinla doluydu.
Zaman geciyordu. Calisan kadin 35 ine yaklasiyordu.
Biyolojik saati 'be bek, be - bek' diye uyari vermeye basladi.
Evet calisan kadin hemen cigliklar atmaya basladi 'Bebek de yaparim kariyer de ' diye...
Calisan kadinlar hemen sosyetik kadin dogumcularin randevularini doldurdular.
Calisan kadinlar ajandalarina ve islerinin temposuna
Uygun zamani secip hemen mikroenjeksiyonla bebek yapmaya basladilar.
1-2 ay sonra guzel haberler sirayla gelmeye basladi,calisan kadinlar ham ileydiler.
Calisan kadin hem hamile, hem guzel olmak istedi.
Hemen diyetisyenlere kosulup, ozel hamile diyetleri alindi, bol bol
Kivi yenmeye baslandi. Eskisi gibi tatli, tursu, borek, Erik aserilmiyor,
Karpuz, kivi ve mango isteniyordu gecenin bir yarisi eslerden.
Calisan kadin cocugunu eski usul buyutmeyecekti. Hemen onlarca
Hamilelik, bebek buyutme kitaplari alindi, bir cok Internet
Sitesine uye olundu, Yoga ve Anne-baba kurslarina yazilindi.
Calisan hamile kadin artik gun gun takip ediyordu bebeginin gelisimini.
Bugun 43. Gun, bebegim uzum tanesi gibi... 59. Gun, parmaklari olustu... 89.
Gun, bugun ilk defa hickirdi... 210 uncu gunden sonra artik bebegin
Matematik zekasinin artmasi icin Mozart dinletilecek... Sonunda mutlu gun geldi.
Calisan kadin artik anneydi. 3-4 aylik izinden
Sonra calisan kadin oldurucu diyetlerle zayiflayarak incecik bir sekilde isbasi yapmisti.
Artik basarili bir yonetici, iyi bir es ve Anne olarak 24 saat calisiyordu.
Bebek buyudukce, sosyallesmesi icin calisan kadin cumartesilerini
Cocuguna ayirdi. Artik tum anneler topluca etkinliklere katilmaya
Basladilar. Yas gunu partileri, tiyatrolar,piyano dersleri, basketbol,
Tenis ve yuzmekurslarinin biri bitiyor, digeri basliyordu.
Calisan kadina bu DA yetmedi. Artik hem calisiyor, hem
Iyi bir es olmaya gayret ediyor ve hem de annelik yapiyordu. Calisan
Kadin citayi birkez daha yukseltti.
O artik evinde katkisiz, saglikli ekmekler, receller yapmali,
Organik gidalarla, vitamini bol sebze yemekleri hazirlamali,
Cocuguna ve esine ozel gunlerde pastalar yapabilmeli, bu pastalari cok guzel susleyebilmeliydi.
Butun calisan kadinlar yemek yapma kurslarina kosmaya basladilar.
Evlerine ekmek yapma makinalari aldilar,
Toplanti aralarinda bir birlerine yemek tarifleri vermeye
Basladilar, 'Dun nefis bir cavdarli ekmek yaptim, istersen tarif ini
Vereyim 'Ben de hafta sonu harika bir pasta yaptim. Evdekiler bayildi. Bir
Aksam gelin de size de yapayim' Bakalim calisan kadin bundan sonra citasini nereye yukseltecek?
Gelelim erkege...
Bu surec icerisinde calisan erkek ise citasini hic yukseltmedi.
80 lerde, 90 larda ve 2000 lerde hep TV izliyor,bira iciyor ve maca gidiyordu...
ne zevk ama! helal olsun bu erkeklere demek istiyorum. dert yok tasa yok...
çenebaz ve enne'ye teşekkürler, bayıldım!!!
Cuma, Aralık 24, 2010
iyi gelir...
bol muhabbet, bol kahkaha! kapanışta midye tava, kokoreç nasıl ama!
7/24 yaşayan caddede dopdolu birkaç saat yaşadık biz de, kız kıza...
ohh ne iyi geldi :))
gece yine uyumadım ama çok mutlu kalktım. kronik yorgunluğum hatırlatmadı kendini. yol boyunca araba kullanırken gözüm hep gökyüzündeki muhteşem manzaradaydı. sanki bahar gelmiş, içim kıpır kıpır.
hadi o zaman patlat bir şarkı be fatoş!!!
Perşembe, Aralık 23, 2010
benden...
photoshop sağolsun, yuvarlanıp gidiyoruz. asıl bombayı koyamam sahiplerine ulaşmadan! postaneye gitmeyeli ne kadar oldu acaba, ya da bir kart veya mektup almayalı ahhh ah...neyse, belki birilerinin işine yarar diye koyuverdim işte...
"anne, ıspanak ingilizce nasıl söylenir?" sorusundan yola çıkarak "ı want drink water" lara gelen muhabbetimizin water'i çıktı. her dakika su mu içilir, bir yabancı dilimiz eksikti!!
ha, bu sıralar herkesin soyadı uyar, bilginiz ola.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








