beni de bu!
Perşembe, Ocak 24, 2013
Pazartesi, Ocak 21, 2013
the blower's daughter
And so it is
İşte böyle
Just like you said it would be
Aynen olacağını söylediğin gibi
Life goes easy on me
Hayat iyi gidiyor
Most of the time
Çoğu zaman
And so it is
İşte böyle
The shorter story
Kısa bir hikaye
No love, no glory
Aşk yok şöhret yok
No hero in her sky
Onun gökyüzünde kahraman yok
I can't take my eyes off of you
Gözlerimi senden alamıyorum
And so it is
Ve işte böyle
Just like you said it should be
İşte böyle
Just like you said it would be
Aynen olacağını söylediğin gibi
Life goes easy on me
Hayat iyi gidiyor
Most of the time
Çoğu zaman
And so it is
İşte böyle
The shorter story
Kısa bir hikaye
No love, no glory
Aşk yok şöhret yok
No hero in her sky
Onun gökyüzünde kahraman yok
I can't take my eyes off of you
Gözlerimi senden alamıyorum
And so it is
Ve işte böyle
Just like you said it should be
Aynen olması gerektiğini söylediğin gibi
We'll both forget the breeze
İkimizde meltemi unutacağız
Most of the time
Çoğu zaman
And so it is
İşte böyle
The colder water
su daha soğuk
The blower's daughter
Rüzgarın kızı
The pupil in denial
Yalanlar içindeki göz bebeği
I can't take my eyes off of you
Gözlerimi senden alamıyorum
Did I say that I loathe you?
Senden nefret ettiğimi söyledim mi?
Did I say that I want to Leave it all behind?
Bütün her şeyi geride bırakmak istediğimi söyledim mi?
I can't take my mind off of you
Aklımı senden alamıyorum
My mind...my mind...
Aklımı...aklımı...
Till I find somebody new
Yeni birini bulana kadar
We'll both forget the breeze
İkimizde meltemi unutacağız
Most of the time
Çoğu zaman
And so it is
İşte böyle
The colder water
su daha soğuk
The blower's daughter
Rüzgarın kızı
The pupil in denial
Yalanlar içindeki göz bebeği
I can't take my eyes off of you
Gözlerimi senden alamıyorum
Did I say that I loathe you?
Senden nefret ettiğimi söyledim mi?
Did I say that I want to Leave it all behind?
Bütün her şeyi geride bırakmak istediğimi söyledim mi?
I can't take my mind off of you
Aklımı senden alamıyorum
My mind...my mind...
Aklımı...aklımı...
Till I find somebody new
Yeni birini bulana kadar
son ses açıp sözlerini içine çekerek söyle!
Salı, Ocak 15, 2013
Perşembe, Aralık 27, 2012
gımeil
elinde bir kağıt, üzerinde aynen şu yazı;
euyar@gmeilnoktakom
-kuzi bu ne?
-hani senin gımeilin var ya, ben de ondan istiyorum!
aldık hanıma bir gımeil hesabı, her akşam başında, e-posta gelmiş mi diye merakta, sevdiklerine mesaj yazmakta...
Salı, Aralık 18, 2012
ukala...
-yarın kitap günü kuş, hangisini götüreceksin?
-hımm yunuslarla ilgili olanı. umarım kızlar yine saçmasapan şeyler getir
mezler!
-neymiş onlar?
-off prensesli kitaplar
-sen nasıl kitaplar seviyorsun :)
-bilgi veren kitapları
-iyi de hikaye kitapların da var
-ama prensesli değiller, tek prensesli kitabım rapunzel ve o cok güzel..
her konuda da yorum yapma be yaww
-hımm yunuslarla ilgili olanı. umarım kızlar yine saçmasapan şeyler getir
mezler!
-neymiş onlar?
-off prensesli kitaplar
-sen nasıl kitaplar seviyorsun :)
-bilgi veren kitapları
-iyi de hikaye kitapların da var
-ama prensesli değiller, tek prensesli kitabım rapunzel ve o cok güzel..
her konuda da yorum yapma be yaww
Salı, Kasım 20, 2012
gezente..
okulca dolmabahçe sarayına gittiler birkaç hafta önce. çok beğenmiş, anlata anlata bitiremedi. birşey kafasını kurcalamış soruverdi;
-anne, bahçede aslan heykeli vardı, çimenlerin ortasında
-eee
-bir de tabelalar vardı
-peki
-aslan heykelinde lütfen dokunmayınız yazıyordu, çimenlerde de lütfen çimenlere basmayınız
-ee kuzi?
-iyi de çimenlere basmadan aslan heykeline dokunamayız ki zaten, saçma değil mi?
şimdi de yerebatan diye tutturdu, en kısa zamanda...
Cumartesi, Kasım 17, 2012
istanbul kitap fuarı
uzuuuun bir aradan sonra yeniden karşındayım bloğummm. allah başka dert vermesin, olur böyle ara vermeler, isteksizlikler, tembellikler. ilham saklambaç oynarken hele
.hemen konuya gireyim, bugün açıldığı gibi 11'de tüyap'ta aldık soluğu. akşamdan konuşmuştuk kuzuyla, çok heyecanlıydık. erkenden gidersek çok kalabalığa da yakalanmayız dedim ama hiç de düşündüğüm gibi olmadı. ilgi büyük, fuar gayet kalabalıktı. olsun, güle eğlene girdik biz. önce behiç ak'la karşılaştık yine. geçen seferden de hatırladı kuzum, yeni kitabını -geçmişe tırmanan merdiven- imzaladı bizim için. uyurgezer fil ve yüksek tansiyonlu çınar ağacı'ndan bahsettik, kuzunun onları nasıl severek okuduğundan. oradan iş bankası yayınlarına geçtik. hayvanlar alemiyle ilgili şeyleri görünce dayanamadığından ilk bilim kütüphanem serisinden hayvanların dünyası kitabını, minik balık okyanus macerasını ve tabi es geçemeyeceğimiz ve sanırım alabileceğimiz başka macerası kalmayan sakar cadı vini serisinden dinozoru aldık. yazarı korky paul 23 kasımda fuara gelecekmiş, belki de yine geliriz dedik ve oradan ayrıldık. bu sırada sayıklama başladı; national geographic kids nerede? 1,2,3, ayh baydı beni. sonunda bulduk, saldırdı. deniz kaplumbağaları ve yunuslar diye iki kitap da oradan patlattık. şuşunun üç tekeri çarptı gözüme, baktım red house kidz. oradan yemeğini arayan tırtıl, devekuşu dudu ve kapı komşumuz korsanları alırken bir de baktık şuşunun gerçek üç tekeri!
hemen fotoğrafımızı çektiler, sağolsunlar sanal alemden yayınladılar da aldık. gerçekten de çok güleryüzlü ve ilgiliydiler. bize şuşunun posterini verdiler ve kuziyi korsan yaptılar :)
hooop oradan tübitak yayınları; 100 bilimsel deney (ileride lazım olur) her zaman her istediğimiz olmaz (çok ama çok manidar) gökkuşağının tüm renkleri, ilk sayılar basit matematiğe giriş ve eğlenceli yaz kitaplarını topladık. şaka maka öyle çok kitabımız varmış ki her standın önünde o da var,bu da var derken bulduk kendimizi. bir kısmını da kitabevlerinde okuyup almamışız.
kırçiçeğini görünce son almadığımız bir elmer kalmıştı onu da aldık. uçan balık yayınlarını aramaya koyulduk. ara tara en son bulduk ve ayla çınaroğlu'na üç kuzucuk büyük şenlik gününü imzalattık. aytül akal "eylül kim yatsın büyük yatakta? " diye imzaladı büyük yatakta kim yatacak adlı kitabını.
yükümüzü sırtlanıp çıktık fuardan. e ben, ben ne olacaktım. kendime hiçbirşey bakmadan çıktım yahu. intikamım acı olacak, hafta içi duman edicem oralarııı
eve geldik, serdik hepsini incelemeye, bayıldı hanımefendi ağzı kulaklarında, halaaa...
yazmalıyım; dün akşam yatakta konuşuyoruz;
-ne kadar da ortak özelliğimiz var kuzi öyle değilmi?
-evet çok var.
-ne mesela?
-kitap :)
-başka?
-sinema :)
-eveet, başka?
-gezmek :)))
Salı, Ekim 02, 2012
mmm..
bir şarkıyla midemde kelebeklerin uçuştuğu günlerime mi döndüm ne! o halde çalsın tüm sevdiklerim kelebeklerime..
Cuma, Eylül 28, 2012
sonsuza dek
yayınlayamadığım manzara, oh be rahatladım. o gün önce kitabevinde aldık soluğu. herkes beğendiği kitapları seçip incelemeye koyuldu. böyle anlarda mest oluyorum, bir köşede o bir köşede ben, içine 18'lik kız kaçmış zillinin. çarşambanın kitap günü olması önemli, bu hafta "ay-ay'ın kitabı"nı götürecek belli ama diğer haftalara hazırlık yapıyor sanırım. sonradan öğrendiğime göre de kitabı öğretmeni yine ona okutmuş ve bizimkinin totosu göklere çıkıp daha da inmemişti. neyse kuzuya 2 kitap 1 dergi, bana da 2 kitap alarak müdavimi olduğumuz florya'da aldık soluğu. misssler gibi havayı çektik içimize. aşağı inerken neler yaptığından konuştuk. fen-matematik dersleri varmış, deney yapmışlarmış, suya hava pompalamışlarmış, blablabla...ne öğrenmiş, Her yerde Hava varmış. peki suya hafif birşey bırakınca yüzüyormuş, taş atınca batıyormuş. o zaman gemiler ağır olduğu halde neden batmıyormuş? ece demiş ki, ne kadar çok şey biliyorsun (gökkuşağının renklerini sırasıyla sayabildiğinden) , sen bilim adamı olmalısııın!
dün elbise bakalım dedik, ekimde edacığın nişanı var, hanımın giymeye birşeyi yok. birkaç mağazaya girdik, her gittiğimiz yerde beğenmedim, süslü istiyorum, pullu olsun nidalarıyla beni çıldırttı. galiba dün de içine kokoş kaçmıştı. ama zaten beğenilecek hiç elbise yoktu bence de. neyse bir ara kolumdan tutup oyuncakçıya sürüklediğini farkettim beni. yaaa ben istemiyorum annecik diyerek girdim içeri, laflar çat çat;
-bak ben senin için (sanki bana elbise baktık) mağazalara girdim, sen de benim için buraya girmelisin. zaten girmezsen sonsuza dek seninle mağazalara girmem!
dün elbise bakalım dedik, ekimde edacığın nişanı var, hanımın giymeye birşeyi yok. birkaç mağazaya girdik, her gittiğimiz yerde beğenmedim, süslü istiyorum, pullu olsun nidalarıyla beni çıldırttı. galiba dün de içine kokoş kaçmıştı. ama zaten beğenilecek hiç elbise yoktu bence de. neyse bir ara kolumdan tutup oyuncakçıya sürüklediğini farkettim beni. yaaa ben istemiyorum annecik diyerek girdim içeri, laflar çat çat;
-bak ben senin için (sanki bana elbise baktık) mağazalara girdim, sen de benim için buraya girmelisin. zaten girmezsen sonsuza dek seninle mağazalara girmem!
girelim diye yalvardığın günler de geleceeek, bekliyorum, nihahhahhah!!!
Salı, Eylül 25, 2012
mutluluk budur
sırt sırta, ellerimizde kitaplar, kayaların üzerinde, denizin kenarinda, gün batımında, su sesiyle, evgeny ile, huzurla ve bir türlü yayinlayamadigim manzarada :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

























