Pazartesi, Temmuz 16, 2007

lupi'nin ünye macerası...


güzel kızım merhaba. nerelerdeydik annecim biz seninle, nereleri gezdik. öncelikle otobüs yolculuğumuz çok iyi geçti. sıkıntısız gittik çok şükür. ama sen yaklaşık 14-15 saat boyunca hiç durmadın diyebilirim. arabada olunca duramıyorsun nedense, sebebini anlayamıyorum. çok güneşli, güzel bir gündü. hemen o gün sarma sardık. tüm gün bununla geçti. yorulduk tabi. beni bu halde görmek tabi herkese tuhaf geldi. gerçi herkes çok yakışmış dedi :)) akşam mamiyle yattık. ünye ne kadar da ferah geldi istanbul'dan sonra. ertesi gün öğleden sonra babaannenler geldi tatilden. onları görmeye gittik. göksu'yu sevdik. çok büyümüş bizim küçük göksu, acayip de şımartmışlar. hala bezleniyor edepsiz, 3 yaşını geçti. çok tuhaf geldi. ama tabi bizim de başımıza gelebilir, çok fazla eleştirmeyelim değil mi. yapmazsın sen boncuğum yaaa. babaannen seni çok sevdi. çiçek kızım, prensesim diye. o gece de mamilerde kaldık. salı günü temizlik vardı evde. 3 gibi mami ve tri ile ordu'ya gittik, anneme bluz bakmak için. yalıköy köftesi yedik, hatta telefon edip babacık'ı sinir ettik, çünkü o çoook sever. o akşam babaannende kaldım. gece köfteler ağzıma geldi hep. ve ertesi gün mide bulantılarım başladı. bu arada nermin teyzeler geldi. sabahtan eve gittim, onları karşıladık. özellikle yusuf amca'yı çok sevdiğimi burada belirtmek isterim. çok ama çok iyi, beyefendi bir adam. o da bizi çok seviyor.
kahvaltıdan sonra karnımın alt kısmına bir ağrı saplandı. bir türlü geçmek bilmiyor. uzun zaman geçmeyince korktum ve doktora gittik. bağırsaklarınla ilgili birşeydir dedi ve kas gevşetici verdi. bu arada otorur pozisyonda, yani ters durduğunu söyledi. bak eğer değiştirmezsen şeklini sezaryen olmamız gerekecek. neyse daha çok var doğuma kadar. teyzene benzemezsen dönersin. teyzeciğin oturur pozisyonundan vazgeçmemiş ve önce poposu çıkmış. o günlerde tıp gelimiş olmadığından da annesini biraz yırtmış. ayyyy sakın ha lupi, daha zaman var, aklını başına topla. dayak yersin haaa. eve geri döndükve yavaş yavaş bulantılarım başladı. daha doğrusu hiçbirşey yiyesim gelmiyor, yiyince dokunuyor. akşamı zor ettim. annanemle dedem geldiler. daha sonra babaannenler geldi. misafirlerimizle tanışmaya. konuşma arasında benim ağzıma sular gelmeye başladı ve hemen tuvalete koştum. aslında bunları biliyor olman lazım, bilfiil yaşadın çünkü :)) o kadar çok kustum ki, o kadar yemediğime eminim. çok fenaydı. herkes başımda tabi. sonra beni yatırdılar. biraz iyi hissettim, rahatladım. ama gece yine acayipti midem. perşembeye geldik sanırım. evet, sigara böreğini sardık o gün, rus salatasını annem akşamdan hazırlamıştı. acılı ezme yapıldı. patlıcanlar közlenmek için fırına verildi. çarşıya çıktım, hava teyzeye gittim. aaa ondan önce takı almaya çıktık teyzene. çook güzel şeyler beğendim, ama kuru teyzene olmuyor ki. bir deri bir kemik. neyse yine de yakışan, güzel birşey bulduk. sonra ben hava teyzede 2 saat kadar bekledim. patladım sıkıntıdan. bu sırada midem de hiç iyi değil aslında. akşama teyzeni isteyecekler, babacık'ı bekledik. 10 gibi geldi. isteme oldu. kocamı çoook özlemişim. hep benimle dalga geçtiler, bütün gün suratım asıkmış, emre'yi görünce ağzım kulaklarıma varmış. ne var yani, milleti görmek ayrı aşık olduğum adamı görmek apayrı. masanın etrafında otururken gülhis halam, şu emre'nin fatoş'a bakışlarına bak, gözlerinin içi gülüyor, ne kadar güzel bakıyor, çok hoşuma gitti dedi. bu arada emre yan tarafta koltukta oturuyordu. canım kocam beniiiimmmm. teyzen çok tatlı olmuştu. çok heyecanlıydı, kahve, çikolata ve tatlı ikramı yaptı. sen olduğun için ben pek fazla işe yarayamadım lupim. yoksa teyzenin nişanında kalburla su taşırdım. güzel bir akşamdı yani. sonra biz babaannenlere yatmaya gittik. gece 4 gibi tuvalete kalktım ve yine olan oldu. bir dolu da orada kustum. çoook kötüydü be kızım. hiç bitmeyecek sandım. allah'tan aşkım hemen uyandı, beni tuttu, yardım etti. sonra yattık, sen ne tekmeler attın bir bilsen. babacık bile şaşırdı. zaten ünye'de alt tarafa doğru bir basıyorsun ki bu çok tuhaf bir duygu, içim bir hoş oldu. idrar torbamın üzerine basmassan da sevinirim bu arada, hayatım tuvalette geçiyor sayende. cuma günü bulantım yine başlayınca doktorumu aradım. besin zehirlenmesi olabilir, git ve serum taktır dedi. ve nişan günü serum taktırdık. serumu alıp eve geldik birkaç saat sonra. biraz da evde yattık. millet kuaförde, ben serumla yatan bir tip. tadeşimin yanında olamadım diye de çok üzüldüm zaten. ne yapalım, daha beteri olmasın. 6 gibi, baktım ki biteceği yok, çıkaralım dedim dayıma. oh be rahat ettik, değil mi kızım. annemin yanına kuaföre gittim. saçlarımı ördürdüm, cici bir anne oldum. nişanımız çoook güzel oldu. teyzen peri kızları gibiydi. saçları, elbisesi, herşey çok güzeldi. sercan da çok hoş olmuştu. uzun zamandır görmediğim sevdiğim insanları gördüm, zaten nişanlar, düğünler bunun içindir bence. çok eğlenceli bir geceydi. tabi biz hiç oynamadık kızım, sayende :)) babacıkla dedeyle ve dayıyla dans ettik. babacık yine çok yakışıklıydı. nezahat abla beni yanına çekti, fatoş şöyle bir baktım da senin kocan hepsinden yakışıklı vallahi dedi. biliyorum zaten ama yine de hoşuma gidiyor. banu'nun düğününde giydiğim elbisemin arkasını açtırmıştım biliyorsun boncuğum, annecin çok sevimli oldu. tam cici bir anne pozisyonundaydım. çok yakışmış diye diye öldüler, kendimizi de fazla övmesek iyi olacak ama, güzel olmuştum gerçekten de. aşkıma göre zaten en güzel hep benim de :))) (ilgililer çok uğraşacak bu konuda benimle ama olsun)
müzik bittikten sonra amcam şarkılar söyledi her zamanki gibi. günsel halam hastaneden çıkmıştı o gün ama aramıza katıldığı için o kadar iyi görünüyordu ki. canım halam benim. inşallah onları tanıma fırsatın olur birtanem. çünkü benim halaları gerçekten de bulunmaz insanlar. aysel halam telefonda amcamdan kaderimin oyunu şarkısını istedi, içim parçalandı. hayatı çilelerle geçmiş zavallının. çok yoruldum tahmin edeceğin gibi. eve gittik, elektrik yoktu, mum ışığında yıkandım. ertesi gün deden ve babacıkla yola koyulduk ve evimize geldik. insanın evi gibisi yok, çok özlemişim. yıllarca o evde kalmasına rağmen babacık bile rahat uyuyamadığını söyledi ünye'de. çünkü artık bizim yuvamız burası. senin de geleceğin yuvamız boncuğum.
kad teyzen ve sü teyzen bosna'ya gittiler bu arada. söylemeden geçmeyelim. burası çook boş. kad teyzen gelince dolabının siparişini vermek için gidicem marangoza. işte böyle aşkım. dolu dolu bir hafta. ama uzun zaman bir yerlere gitmek istemiyorum artık. çok yoruldum. zaten evimiz de çok pislenmiş. nasıl kalkıcam o kadar işin üstünden bilmiyorum. temizlikçi kadı da köye gitti. ayvayı yedik. çabuk yoruluyorum lupim, o kadar çok iş yapamıyorum. eve biri gelse rezil oluruz vallahi, her yer toz, ütüler birikti. aman ne yapalım yani, sağlığımızdan önemli mi.

Cumartesi, Temmuz 07, 2007

ağırlaştım

şekerim, artık annen çok gezince gerçekten yoruluyor. dün akşam bakırköy'deydik. kad, sü ve ilgili f. ile. onlarla biraz gezdik, yorulmadım. sonra babacık geldi. ona nişanda giymesi için pantolon ve ayakkabı almamız gerekiyordu. birçok yere baktık ama bulamadık. heryerde indirim başlamış ve çoğu şey bitmiş. mudoya girdik. orada da son anda gözüme bir pantolon çarptı. denedik ve güzel oldu. baktım ki ceketi de var. battı balık yan gider misali, aşkım sen bunu da bir dene dedim ve takımı almaya karar verdik. çok hoş, keten, yaz takımı. o sırada yeşil bir keten gömlek çarptı ikimizin gözüne. baktık ki çok yakıştı. onu da aldık. biz zaten genel alıcı olduğumuz için kenarda paramız hiç olamıyor. olsun be lupi. para dediğin nedir ki, üç günlük dünyada. sonra sıra geldi ayakkabıya. işte bu çok zordu. çünkü hep acayip modeller vardı. beğenemedik bir türlü. bir de insanın aklında bir model olunca başka birşey beğenemiyor. evet benim aklımda birşey vardı. o takımın altına açık kahve, kaba olmayan, kağıtt gibi bir ayakkabı lazımdı. kemal tancada buldum onu. son anda. evet çok hoş, ince deriden, açık kahve, kağıtt gibi bir ayakkabı. 150 de ona bayıldık. 270 mudoya bayılmıştık.yani teyzen bizi göçertti yine :))
bu akşam yola çıkıyoruz seninle. eşyalarımızı hazırladım. sabah 7'de kalkınca iş bitiyor. mutfağı temizledim, ütü yaptım, valiz hazırladım, ıvır zıvır işler yaptım işte. birazdan da dışarı çıkıp kuaför ve terzi işlerini halletmem gerekiyor. akşamüstü babacık gelip bizi mertere götürecek. biz onsuz kaç gün nasıl durucaz lupim. ben onu çoook özlerim. şimdiden gitmek istememeye başladım. aşkımın kokusu olmadan duramıyorum ki ben. boncuk gözlerine bakmadan nasıl duramam ki. canımın içi benim. kocacıyım gerçekten de çok kocacı...

Perşembe, Temmuz 05, 2007

nazar var...

lupi bu belimin hali ne aşkım. çook ağrıyor. hele kıçım! yatakta dönerken bile etlerim kopuyor. deliksiz uyku uyuyamıyorum. sabah telefonu kapatmak için kalkamadım bile. babacık tuttu kaldırdı beni. ama sebebi belli. dün kendime nazar değdirdim. çok iyiyim, kızımla çok mutluyum dedim, hemen bir pürüz çıktı. bu akşam olmasın ne olursun. rahat bir uyku uyuyabilmek istiyorum. şööyle deliksizinden, lütfeeennnn

Çarşamba, Temmuz 04, 2007

tadını çıkarıyorum

boncuğum, karnımda olduğunu bilmek o kadar güzel ki. hareketlerini hissetmek - canımı yaksan bile - harika. çok şükür problemli bir süreçte değilim, ilk zamanlar çok kötürdü, bilirsin. ama çok keyifli bir süredir. inşallah bu keyif bozulmaz, sıkıntılı şeyler yaşamayız. etraftakilerde genel olarak mide problemleri var, çoook şükür bizde yok lupim. bu arada 7,5 kilo aldık ki bu gayet normal bir kilo alımı. 13- 14 kilo alanlar var. biz alsak o kadar kiloyu babacık bizi terkeder herhalde.
dün sabahtan itibaren hiç durmadın. geceye doğru ise kendini aştın. o kadar çok hareket ettin ki içerilere doğru, karnıma kum torbası (ilgili yorumu) muamelesi yaptın adeta. arada canım yanmadı değil, ama çok güzeldi. hareketlerin biraz azalsa aklım gidiyor. hep gümbürdet annenin karnını, varlığını hiç unutturma prensesim.
bu arada ünye'ye otobüsle gidiyoruz şekerim. ulusoy'un tuvaleti olan bir otobüsüyle. bak söz ver rahat sız olmayacağına. çünkü biliyorsun ki sen rahatsız olma diye uçağa binmiyorum. umarım ayaklarımız çok şişmez, kıçımız çok ağrımaz. dönüşte de dedenle döneriz herhalde. vee yatağını alırız...

Salı, Temmuz 03, 2007

tıpkı teyzesi

neden, çünkü sağın solun belli değil. birgün bakıyorum hareketlerin çok yavaş, mıymıy, mayışmış gibisin. ertesi gün sabahın köründen gece yatana hatta yattıktan sonra bile sürekli karnıma karate yapıyorsun. psikopat mı olucan kız. bugün de bruce lee günündesin şekerim, karnım bir o tarafa bir bu tarafa savruluyor. sen yeter ki hareket et de boncuk kızım ben arada canımın yanmasına razıyım. dün akşam dişimizi çektirdik biliyorsun. bildiğinden eminim çünkü dişçi koltuğuna oturduğum anda öyle çok hareket ettin ki. kendimi fazla sıktım herhalde. canım acımadı ama dişimin çekilmesi fikri hiç hoş değil. 10 gün kadar sonra da sol taraftaki çekilecek. bunları sana ödeticem lupi hanım. ne istedin dişlerimden edepsiz kızım benim.
şu andaki en büyük sorunumuz ünye'ye gitme meselesi. evet uçağa binince sıkılırım diye korkuyorum. son yolculuğumuzda çok korktum biliyorsun. inan ki sen olmasan gözümü karatır binerim, ama sen varsın. ya sana birşey olursa. ben ne yaparım o zaman boncuk kızım, allah korusun. muhtemelen daha geç olacak ama babacıkla gidicem. gerçi benim sıkıntım tek binememek değil ama olsun. yine de güç verir kocam bana. tadeşim üzülebilir geç gidiyorum diye ama affeder bizi eminim. streste şu an zaten zavallım. inşallah herşey istediği gibi olur kara boncuğumun. inşallah...

Cumartesi, Haziran 30, 2007

günaydın bebeğimm

tatlı kızım günaydın. en son ne zaman yazdım hatırlamıyorum gerçekten de. geçen hafta doktora gittik. bu sefer başka bir doktor amcaya. çünkü deneme yapmamız lazımdı. başka doktorlar da bulabilmeliydik ki kimseye mecbur kalmayalım. bu doktor amcayı da sevdik. güven verici bir amca. yine bütün gıcıklığın üzerindeydi. kendini göstermemek için elinden geleni yaptın. ben bile görmekte zorlandım. suratını içime doğru çevirip durdun. neyse doğru düzgün göremesem de sağlıklı olduğunu bilmek yeterli. bu arada doktor amca babacık'a dedi ki;
- babası 2-1 öndesin. ne mutlu ki sana kızın oluyor. her zaman sen haklı olacaksın, hep senin tarafını tutacak.
öyle mi yapacaksın lupim. çok küserim bak sana. boncuk kızım benim. biz de hep babamıza düşkünüzdür. her zaman babamın tarafında olduk. ama tabi bu annemizi sevmediğimiz anlamına gelmez. sadece doğal birşey bu.i kızlar babalarına deli gibi düşkün olurlar. evlenecekleri erkeklerin babaları gibi olmasını isterler. bu hep böyledir. ama sana bir sır vereyim mi. ben sana hamile kaldığımdan beri annemin yeri bir başka oldu. nasıl bir fedakarlık olduğunu, nelere katlanıldığını gördüm ve daha çok şey göreceğim. önümüzde çoook uzun bir yol var. doğduktan sonra da bitmiyor zorluklar. anneler çok kıymetli boncuğum, ama bunu anne olmadan tam olarak anlamak imkansız. senin için şimdiden nelere katlanıyorum biliyor musun. en sevdiğim şeyleri yiyemiyorum, ya da hiç sevmediğim şeyleri eşek gibi yiyorum. kesinlikle sırtüstü yatmıyorum sana zarar verebilir diye. hep seni düşünüp sağlığımı korumak zorundayım. bu sıcaklarda üşütürüm diye korkuyorum. kıç ağrısı çekiyorum. hareketlerimi kısıtlıyorum, en ufak tehlikeli birşey yapsam vicdanım sızım sızım sızlıyor ve hareket et diye bekliyorum, orada olduğunu hissetmeden duramıyorum. daha neler neler.
neyse konumuza dönelim. doktorumuz yarın gel şeker yüklemesi yapalım dedi. hamilelikte şeker depolamasında anormallikler olabiliyormuş. aç karnına gittim cuma günü. şeker verip 1 saat beklettiler ve şekerimiz yüksek çıktı boncuğum. doktor 3 günlük diyet verdi ve yeniden yükleme yapılacağını söyledi. yani hafta sonu ayvayı yedi. pastalar, kekler, dondurmalar beni beklerken...tabi bu arada mi,safirlerimiz de geldi. teyzeni istemeyeee. resimleri sonra atıcam boncuk çünkü makina dedenin uyuduğu odada. daha saat sabahın 8'i olduğu için alamıyorum. ne hazırlıklar yaptık bir bilsen. ananen döktürdü yine. cumartesi günü teyzeni istediler. temmuzun 2. haftası nişan var. çoook güzel bir elbise aldık teyzoşuna. hatun incecik, 36 beden. ailenin yüz karası :)) bakalım sen nasıl olacaksın boncuk kız. gerçi ben de eskiden inceydim ya neyse, daha dün tgeyzene 36 beden pantolon ceket takımımı verdim :(( pazartesi şeker yüklemesi için gittim. 3 bardak 100 gr şeker içeren su içtim. saat başı kan alıp şeker seviyesine bakacaklardı. ama yarım saat sonra oturduğum yerde bana birşeyler oldu. içim geçmeye başladı, gözlerim karardı. karşıdan gelen hastane çalışanına seslendim, elimi tuttu ve iyi misiniz dedi, ben hayırrr dedim ve geriye doğru gittim. sonra onlar beni nereye götüreceklerini konuşurken şekerli suları hastaneye iade ettim, sonra yine iade ettim. beni götürüp yatırdılar, kusunca rahatlamıştım. ama hepsi boşa gitmişti. yarın yine gel dediler. ızdırap yine yaşanacaktı. ah be lupim ne yaptın bana.
ertesi gün sude'yle gittik,onun da doktor kontrolü vardı. bu sefer şekerli suya limon koyduk, bulandırmadı midemi. sabahın köründen öğlene kadar devam etti. ikinci ölçümde değer yüksek çıktı. doktora sonuçları götürdüm ve yediklerine dikkat edeceksin dedi. bunca gündür tatlı yiyemiyorum lupim, yemekleri dikkatle yiyorum, sabahları süt içip koskocaman peynirler yiyorum, tereyağı ve reçel olmadan. ızgara et yiyorum mesela, ağır olmaması gerekiyor yediklerimin. canım nasıl tatlı istiyor bir bilsen. ama değil tatlı yemek yediklerimi azıcık kaçırsam vicdanım beni öldürüyor. işte annelik böyle birşey. boşveremiyorsun. sana en ufak zarar verebileceğini düşündüğüm şeylerden deli gibi kaçıyorum. kedi dilinden pasta yapıyorsun, nefis bir kremayla kahvede ıslatılmış kedi dillerini aralarına muzlar koyarak diziyorsun. ve sonra ondan sadece 1 çatal alabiliyorsun- o da sütüm olmaz diye- yaa boncuk.
sonra bu hafta acayip sıcaklar vardı bebeğim. ne yapacağımızı şaşırdık. evde oturmak, hele gece uyumak mümkün değildi. hiç böyle birşey görmemiştim. ne zulümdü. dedenle vantilatör almıştık idareten. baktık ki dayanamıyorum pazartesi klima aldık. babacın sağolsun. ama takmaya perşembe geldiler. sıcaklara dayandık mecburen. yerler, duvarlar, herşey kaynıyordu. nefes alamıyorduk. ne fenaydı ufff. çok şükür geçti. bu arada asıl seni kesmem gereken konuya gelelim edepsiz kız. dişlerimi çürüttüüüünnn. 29 yaşıma gedim ve ağzımda ne bir çürük, ne bir dolgu vardı. ağrı nedir bilmedim. ama sen hepsini bir anda hakladın. kız ben seni napim şimdi. 2 dişim de çekilecek. 20 yaş dişlerim. sana zarar vermesin diye kaç gündür dişçideyim. nasıl çakilecek bilmiyorum ama pazartesi dişim. sen bir doğ, her yerini ısırıcam görürsün, zilli seni
karnımız çok acıktı di mi annecim, şimdi gidip kahvaltı yapalım, peynir, süt, domates, yumurta
bıktım artıııkkk. ama senin için değer...

Cumartesi, Haziran 23, 2007

çok beğendim, teşekkürler ş. ilgilisi

Ben anne olmasaydım eğer...Topuksuz ayakkabılarla da şık olunabileceğinibilmeyecektim.Hamileliğim esnasında 80'li kilolara kadar çıkıp kendiçapımda ilk defa bir alanda rekorumu kıramayacaktım. O küçücük ellerlerenkli kartonlardan yapılmış bir kâğıt parçasının bu kadar değerliolabileceğini öğrenemeyecektim.Kan yapsın diye danadili haşlayıp üzerineyumurta kırıp ağzının tadına da uysun diye çikolatalı pudinglekarıştırmak gibi yaratıcılığın sınırlarını zorlayan tariflerkeşfedemeyecektim hiç. Su almak için elimde kumanda ile buzdolabınıaçtığımda kumandayı buzdolabına koyacak kadar ya da evden çıkarken telsiztelefonu çantama atacak kadar kendimden geçmeyecektim. Birinin canıyandığında ötekinin bu acıyı hissedebilmesinin sadece ikiz kardeşlerdeolduğunu sanacaktım. Sabahın köründe gözü kapalı mutfağa kadar gidip, sütısıtıp yine gözü kapalı dönme yeteneğini kazanamayacaktım.Üzümünçekirdeklerini tek tek çıkarmak için insanüstü bir uğraşa asla>girmeyecektim.Bir insanın gaz çıkarması beni bu kadar mutluedemeyecekti. Büyüdüğünde arkadaşlarınla birlikte partilerde Süper Anneolarak eğlenmeyi hayal edemeyecektim.Babanla belki daha az kavga edecekama sevginin evlat denilen başka bir boyutuna giremeyecektik. Sevgininböylesine karşılıksız olanını hiç tadamayacaktım.Telaşsız sevişmeninhayalini>kuramayacaktım.Annemi bu kadar çok sevdiğimi anlamayacaktım.Annesinden zorla ayırdılar diye "Uçan Fil Dumbo!" çizgi filminde böğürerek>ağlamayacaktım. Geceleri kesintisiz uyuyacak, hafta sonunda sabahlarıistediğim saatte kalkacaktım ama uyandığımda yanağıma konmuş minik ellerin sıcaklığı ısıtmayacaktı yüreğimi.Çantamda sürekli bisküvi, ıslak mendil,bir adet oyuncak, düşer bir yerin kanar diye ayıcıklı yara bandıtaşımayacaktım. Acıyı geçiren öpücüğün gücüne inanmayacaktım.38,5 dereceateş beni de yakıp kavurmayacaktı.Yağmur sonrası çamurlu sulardazıplamanın keyfine varamayacak, sen bir lokma daha fazla yiyesin diyekalabalığın ortasında kafamda peçete dansı yapmayacaktım. Sen olmasaydıneğer yaşamın karmaşıklığını unutup tekrar basit yaşamayıöğrenemeyecektim.Sen olmasaydın eğer ben asla "anne" olmayacaktım.Birçocuk doğduğu anda, bir anne doğarmış... Bu lafın doğruluğunainanmayacaktım!


artık doğum zamanın gelsin lütfeeen....

Perşembe, Haziran 21, 2007

lupi keki çok sevmiş

lupi keki çoook beğenmiş, içindeki masraflı malzemeler lupiye çok yaramış. devamını bekliyormuş. o kadar enerji vermiş ki yedikleri; gece annesinin karnında savaş çıkarmış, önümüze gelene bir tekme oynamış. diğer ilgili teyzesine de selam söylüyor, onun elinden de birşeyler yemek istiyormuş...

Salı, Haziran 19, 2007

altı üstü bir dilim keki çok görenler

en fenası da telefonda benle konuşup, dileği isteyip, onu çağırmaktı. ne diyeyim, benim hatırımı bırak kızımın da hatrı yokmuş. aklı mı kalır, sütten mi kesilir. ahh, ahh

adiler

adi karılar, boğazınızdan da geçti işte. ben herşeyimi sizle paylaşayım, ödülü bu olsun. yok yok, terbiyesizsiniz kızım. lupim gördü sizi, daha konuşma onlarla dedi bana. çok üzülmüş. sevgili arkadaşlarınızla size mutluluklar. daha ne diyeyim yanii