Salı, Nisan 28, 2009

terbiyesiiiiizzz

sosiiiiss, terbiyesiiiizzz,ohaaa. deli kızın ağzında bu aralar sürekli bunlar. annesinin adı totoşşş, annesinin kocası kim emme, dedesi aymet, nannesi ayşe. ne söylese gülmekten öldürüyor. bir de bu sıralar annesi hep yanında olsun istiyor (sanki önceden farklıydı) anlatıyorum sabah, işe gidicem annem, akşam gelicem, seninle gezmeye gideriz gelince bla bla bla diye. gözyaşları sel gibi, boynuma yapışıyor. insan ne yapacağını bilemiyor, çalışsa bir türlü, çalışmasa başka... yüreğine taş basıp doğru işe. acaba doğru mu yapıyorum, yoksa yanlış mı diye düşünmekten başım ağrıyor. sonra hayatı akışına bırakıyorum mecburen. dün sabah ben evden çıktıktan sonra babası yanına oturmuş ve bizimki bombayı patlatmış, GİTME . bizimle olmayı o kadar çok istiyor ki. iş haricindeki her anımı ona ayırıyorum. vaktimiz çok değerli, biz de anne kız öyle güzel değerlendiriyoruz ki. çok eğleniyoruz birlikte. aynı şekilde babasıyla da. acaba çalışmasaydım da bu kadar verimli kullanabilirmiydim zamanı diyorum bazen. belki de bu sayede zamanın ne kadar değerli olduğunu görüyor insan ve çok güzel kullanmak için daha çok uğraşıyor. ya da tüm bunlar züğürt tesellisi...

Pazartesi, Nisan 13, 2009

55'lerin küçüüük bir kısmı






çok güzel bir kahvaltı oldu, hep birlikte. çok eğlendik, hasret giderdik. insanların aralarındaki bağları koparmamaları lazım. şekil A biz. çoook uzak akraba bile olsak yakınız. bu çok güzel. umarım hep böyle devam eder.
bu arada pamuğum teyzesine kısa süreliğine de olsa kavuştu. öyle çok seviyor ki teyzesini eşek kafa. ve bunu çok güzel ifade ediyor, bir sarılması var. keşke hiç ayrılmasalardı diyor insan. belki birgün bir yerde...

bu ne güzellik...







tatlı bebeğim, annenin tacı çoook yakıştı. ama sadece birkaç dakika tutabildik başında. çoook güzelsin annemmmm















nannem aldı
















babammm












babanın saçlarını çoook seviyorsun kuşum, e fırça gibi saç, yol yol bitmez. beni de kucağına yatırıp öyle seviyorsun ki. kucaklayıp öpmeye başlıyorsun. sevgini ifade edebilmene çok seviniyorum. birini sevip sevmediğin gözlerinden okunuyor, hemen anlayabiliyorum. dün gece beraber kek yaptık seninle. portakallı, nefis oldu. mikserle yumurta çırpmak için sandalyeye çıkardım seni, ama ondan korktun(kook). sonra her çalıştırmamdan önce tut deyip elimi tutarak mikseri çalıştırdık, böylece elele tutuşarak korkumuzu yendik. sonra da kekin 2. dilimini de yemek için bir sürü ağladın . tabi mecburen yedirdim. bu ne şeker sevdasıdır yahu.
bu arada efsane üçlü nihayet dışarı çıktı..tatatatam...uzun zamandan sonra çok iyi geldi bu 70-80'ler...bir de zaman kısıtlamamız olmasaydı :((



balerinn

zaa'yı öp

Çarşamba, Nisan 01, 2009

antikköy yeniden...






napalım eşek görmeye gidiyoruz. nihayet bu sefer eşeğe dokundu da rahatladı hanımefendi.

Salı, Mart 31, 2009

gün olur alır başımı giderimm...














denizden yeni çıkmış ağların kokusunda, şu ada senin bu ada benim, yelkovan kuşlarının peşi sıra.
ahhhh, çok özledim şimdiden adayı. kocamın geç kalmış doğumgünü hediyesiydi ama hepimize hediye oldu. çook güzel bir kaçamaktı. kuzum nihayet cemiye(gemi) bindi, çok sevdi. fayton gördükçe çıldırdı, binince şaşırdı. e ne de olsa hiç dehdeh'e binmemişti. kuşları kovalamaktan yorgun düştü, kuç diye bağıra bağıra. bu arada kuçlar napıyorlar;ci ci,  otuğma. kek, pasta ve atom yemekten delirdi(ki normalde asla vermem) ıh ıh ıh diyerek poposunu sallaya sallaya, bir daha vereyim diye. ama hepsinden güzeli birlikte vakit geçirmekti, üçümüz için de. bize sarılıp öpmeye doyamadı. yanaklarımı yalama, emme, boynuma sarılıp yapışma...
yosun ve deniz kokusu burnuma geldi sanki. deniz kenarı  öyle güzeldi ki, insan saatlerce oturabilir. adada yaşamak çok hoş olurdu herhalde. ömrüne ömür katar. bir sessizlik, dinginlik, huzur hakim. 
yolculuğumuzun  sonunda çok nadir olan birşey oldu, pamuk hanım yorgunluktan uyuya kaldı. öyle güzel uyudu ki tatlı bebeğim, şu güzelliğe bir bakar mısınız...