Perşembe, Kasım 19, 2009

hoşçakal istanbul...

gidiyorum buralardan, tüm rüzgarlar benim olsun. bekle ankara, geliyoruz kastamonu! umarım çok güzel bir 10 gün bekliyor bizi. tadeşime kavuşacağım, bundan güzeli yok sanırım...

inteynet

bir sürü kitap aldım yine cogitoy'dan. bizimki çıldırdı. görkem'e kitaplarını tanıttı bir bir. sonra bu cümle;
-göökem, fatoş kitaplayımı inteynetten almııış
ısırırım, yerim, öperim o ağzı ben yaaaaa...
arkadaşım eşek'i kim söylüyor kuzu;
-bayış panço

Çarşamba, Kasım 18, 2009

bitmediii






emve teşekkürler, kuzuyla aynı karede olmak çoook güzel

teşekkürler, teşekkürler

ay pek bir sevindirik olduuum. bu ne kadar yorum. yorum yazan elleriniz dert görmesin inşallahhh.
şimdi tek tek cevaplamak lazım (ne kadar mutlu oldum anlayın, yorumla karşılık vermiyorum :p)
fotoğraf penceresine teşekkür; o ne güzel blog öyle, bundan böyle takipteyim.
duygu, hiç yalnız bırakmaz ki...
ve beyoş, seni çoook seviyoruz, fotoğraflar özellikle senin için konuyor, bilesin...
bir teşekkür de google sana. iyi ki blogger olduk...





atlıkayıcaaa





baktım gün içinde gidemiyoruz, sabah hadi ev halkı, kalkın, gidiyoruz! kör vakitte önce ennn sevdiğimiz fatih karadeniz pidecisi. pideleri mideye indirip (eylül'ün küçücük peynirli pidesini görmek lazım) dooğru parusel'e. atlıkayınca açılmamıştı bile, biz açtık, hahhahhah. rahat rahat, gerine gerine oynadık, zıpladık, eğlendik.

ünyemi özlediiim



kocacım bana bu evi alsa, en az 4 çocuk, garanti. akşam yemekleri yazın hep balkonda, garanti. bahçede golden retriver, garanti. mutluluk, garanti.
yaa mutluluk şimdi de garanti!






dondurma da olsaydı







önce patlamış mısır, ardından kağı helva. nasıl coşkuyla yendi, bittikçe yine mey anneee. derdi zoru abur cubur. sokaktan yesin de ne yerse yesin...