Salı, Aralık 08, 2009

kuzu kuzu mee

arabada annemle babamı bekliyoruz, markete girdiler, birşeyler alıyorlar. biraz fazla bekledik sanırım. kuzu dayanamadı;
-bu çocuklar nerde kaldı yaaa!!!
üzerimi giyiniyorum, beğendi;
-kıyafetlerini giyindin, çok güzel bir kız oldun!
-annane, pembe sana çok yakışmış!
ne desem; ZİLLİ...

öp, öp, öp








öyümcek adaam








kim öyümcek adama sarılınca bu kadar mutlu olabilir ki!
bir; kuzu
iki; mary jane watson :p

Cuma, Aralık 04, 2009

ebru






halamın kızının adı olmasa hep koymak istediğim bir isimdir, ebru. söylenişi de manası da öyle güzel ki. rafet küllüoğlu amcamızın yanına gidene kadar bu kadar da hoş olabileceğini bilmiyordum. öyle bir zamanda gitmişiz ki, kağıdı suyun üzerinden kaldırırken yakaladık. yaptıkları muhteşemdi. hepsinden güzeliyse bu boya ve fırça ordusunun tablo gibi duruşu. ben bayıldım, siz de bayılın...

el de öperiz...









işte bayram sabahı. babamız yoktu bu bayram, buruktuk. ama olsun, yine sevdiklerimizleydik. ama yine de adettendir, "nerrrde o eski bayramlar" demek istiyorum

koşalım, koşalım









tarih kokusu








bu kokuyu en iyi uydum bilir herhalde, e arkeolog kendisi. şu an hangi tarihi kokluyor acep :) bendeniz bu tip yerlere girince, sanki zaman makinesine girmiş de eskiye gitmiş gibi oluyorum. şöyle ki, orada yaşamış gibi bir hisse kapılıyorum. reenkarnasyon desek, o kadar çok reenkarne :))) olabileceğimi sanmıyorum. sanki o masada yemek yedim, o odada uyudum, ya da resimdeki kazanda yıkandım :) yani nereye gitsek koca bir kazan. yıkanmaya ne meraklılarmış. ondan ziyade, kazana oturup mu yıkanıyorlarmış acaba? koca adamları hayal edemiyorum da içlerinde. küçük bir havuz boyutunda, acep hepbirlikte mi yıkanıyorlardı. dilo acil cevap :p

sonbahar manzaraları








çıldırmış gibi fotoğraf yüklüyorum, biri beni durdursun. yoo hayır durdurmasın, haftaya çok işim var hiç yükleyemem, bekleyenler var.görevlerimi yerine getirmem lazım. ay artık yazamıyorum da bugün yazan yerlerime birşey oldu. deliriyorum sanırım, imdaat!

deniz bebek








çok tatlı, mini mini bir kız. öyle küçük geldi ki, sanki bizimkini büyümüş verdiler. unutuyor insan zaman geçtikçe maalesef. annemle babam bazı şeylerimizi hatırlamazdı da ne kızardık figen'le. altı üstü iki çocuğunuz var, insan unutur mu?
bebek gezimizin tamamını kuzu hanım ikinci aşkı sedat'la geçirdi. aşık kız napalım. hep söylüyorum, aşkı bıdık ayağını denk al, kuzu kocana göz koyduuu
ve aysu ablasıyla süslenip püslendi, bayıldı ona. aysu da bayılınmayacak gibi değil, eti tatlı, insan ısınıveriyor

saklambaç






uzaylı zekiye vardı çocukluğumda, kafası toka dolu. ona mı benzedi ne

ev öyle büyük ki saklambaç oynamaya doyulmuyor. küçük bir niş buldu kendine, saklanıp durdu. ev halkı, saklanın!