aynen anlattığını yazıyorum;
uğurböcekleri yumurtalarını bıraktığında solucan gibi birşey olurlar. sonra pozaya girerler. 8 gün sonra sarı uğurböceği olur. sorna da kırmızı uğurböceği. yaprak bitlerini yerler. öndeki 2 pençesiyle yer. günde 50 tane en fazla yaprak biti yer. uğurböceğinin 6 tane bacağı var. saydam kanatları var. saydam kanatlarını kırmızı kanatlarıyla koruyor. saydam kanatları bozulursa uçamaz. 2 anteni olur. siyah benekleri olur.
bu dönem projeleri uğurböceği. başka faideli bilgilerle yeniden görüşmek üzere blog alemi :)
not: küçükken de (şimdi çok büyüdü ya) çok severdi bu minik hayvanı, görünce çığlıklarla sevinirdi, uvva diye hitap ederdi kendisi (ağzını yediğim, kokun burnuma geldi eşek kafaaa)
Perşembe, Mart 01, 2012
Çarşamba, Şubat 29, 2012
merak
anne, hesabı ödemeyelim. ödemesek ne olur? hiç de birşey olmaz! ödeme!
düzen karşıtı mısın kızım, akıllı ol hıııı!!!
Salı, Şubat 28, 2012
parti canavarı
100. gün partisine 100 parçadan oluşan birşeyler yapın dendi. yaptık, oldu :)
bu yıldız 100 puldan oluşuyor. fikir tabi ki kuzunun, ilham kaynağıysa üzerinde. epey uğraştık, hızımızı alamadık, bir de 100 boncuktan oluşan kolye yaptık. bugün de mor partisi var. çilek kızlı mor tişört seçildi, kısa kollu olduğu için altına pembe tişört ayarlandı, mor simli tokalar alındı.
hey okul, şimdilik idare ediyoruz ama, istediklerine dikkat et sen yine de! korkuyorum :)
Cuma, Şubat 24, 2012
Perşembe, Şubat 23, 2012
maalesef farkında
-eylül bak, yapma diyorum, çok kötü olacak!
-ne olabilir ki, hiçbir şey olmaz!
-eylüüüül!!!
-senden korkmuyorum anne!
fena olan şey, ben annemle olan ilişkimde çok geç farkettim birşey olmayacağını, hem de çooook geç.
Pazartesi, Şubat 20, 2012
pazar programı
geçen hafta sonu! planlar cumartesi akşamı kuzu tarafından itinayla yapıldı.
-bak anne, kahvaltıya florya'ya gidelim, oradan babamı alıp karaköy'e tatlı yemeye, oradan tünele taksime, oradan da ortaköy'e.
plan nefis.bir kısmını nasılsa eleriz, tabi olur diyorum. kahvaltı ve florya'yı halledip babayı alıp karaköy'ün nefis havasını aldık. biz babayla taksimi eledik, onu da ikna ettik. zaten deniz kenarındayız ortaköy'e gitmeyelim diye ikna çalışmalarımızsa fos çıktı.
-çok özledim ortaköy'ü beeen, uzun zamandır gitmiyoruuuz, siz beni götürmüyorsunuuuz!!!
bağırtı, çağırtı ve hatta ağlamaları da eklenince eşek gibi gittik tabi. ama iyi ki de gitmişiz, muhteşem bir hava, görülesi bir manzara, deniz, güneş, ohhh mis. sağol be kuzum...
ellenmedik takı bırakmadı ortaköy'de, alalım da alalım. bu kızın süsü püsü öldürecek beni. kafada 8-10 çeşit toka uzaylı zekiye, kollar dirseğe kadar bilezik, ne kadar kolye varsa boynunda, ayağında en sevdiği kırmızı pabuçlar. hani benden ışık alsa makyaj da yapacak ya, o kadar da değiiil :))
bu kadar fotoğrafı neden koydum? hiçbirine kıyamadım, eleyemedim, koyuverdim gitti...
Perşembe, Şubat 16, 2012
sıra bende...
ayh, ben niye anaokulu öğretmeni olmadım. bu güzelliklerden neden mahrum kaldım. öyle güzel, öyle mutlu bir gündü ki! bıcır bıcır, her dakika sorular, konuşmalar. "ben bişey söylemek istiyorum" "ben fil yapmak istiyorum" "benim zürafam mor olsun" hepsinin ağzını yemek, mıncıklamak istedim. kuzuysa tam hindi, kabardıkça kabardı. zaten beni gördüğünde boynuma bir atlaması var.
evet evet, kurabiye süsledik birlikte. rengarenk, cıvıl cıvıl. kalpler, hayvanlar, yıldızlar uçuştu üzerlerinde. sonra güzelce poşetledik, renkli kurdelelerle bağladık.
öyle neşeli, öyle çocuk gibi çıktım ki oradan. beni yine çağırın, hep gelirim dedim. çağırırlar mı acaba? lütfeeen...
bu da yaka kartım. hepsine yaptım, bayıldılar :)
Perşembe, Şubat 09, 2012
dilerim...
dün akşam yine sarmaş dolaş dans ettik seninle. yanağın yanağımda, kolların boynuma sıkı sıkı sarılı, kokun burnumda, kalbinin sesi kulağımda. anı ölümsüzleştirdin, her zamanki gibi..
-anne, sen hiç kucişinden indirme beni, hep sarıl,
SONSUZA KADAR ...
Perşembe, Ocak 05, 2012
aşık mı oldu ne?
ilk kez farklı bir resim yaparken buldum kuzuyu. diken diken saçları olan gülen bir surat.
-eylül bu kim?
-can :)))
(sınıfın en yakışıklısıymış!)
hergün süslenmeler, kolyeler, bilezikler, en güzel elbisemi giymeliyimler. neler oluyor yaaa...
Pazartesi, Ocak 02, 2012
freddy'nin kabusu
ayhhh, bu korku filmini tek günde kesmem lazım, zira anlatırken bile afakanlar bastı. kısaca (ne kadar kısa olabilirse), aynı gün baba hasta oldu, evin direği anne bunlara 3 gün dayanabildi, 3. gün çocuğun hastalığı ona da bulaştı, ertesi gün babanın hastalığı da geri kalmadı anneyi tepeledi. sonra çocuk anneden grip kaptı, dede çocuktan ishal ve bulantıyı, dinozora da denden koyalım, nermin ve nurhayat, anneanne derken, domino taşı gibi devrilip durdular. anne, yavrusu yiyip içemezken ona bakıp bakıp ağladı, kendini iyice harap etti (bunu özellikle yazıyorum!) 10 günün sonunda dışarıda bir hayat varmış diyerek kaldıkları yerden devam, şükürler olsun.
of pof, evde hayat, bilmiyorum, yani çok mu büyük laf etmiş olurum ama ben evimin kadını çocuklarımın anası olabilemiyoruuum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)































