bir daha hiçbir yere gidemezsin, bilesin!!!
Pazartesi, Ocak 27, 2014
Salı, Ocak 14, 2014
Cuma, Ocak 03, 2014
bir kolunda tadeşim yatıyordu, gel babasının canı dedin diğerine de beni yatırdın. çok mutlu ve neşeliydin her zamanki gibi. sonra sordum sana nasıl olur diye, sen gitmiştin ya, neler oluyor? çok özledik ya birbirimizi, ondan geldim ben dedin ve öyle sarıldım ki sana, öyle gerçekti ki, hiç uyanmak istemedim, hiç..
Perşembe, Aralık 19, 2013
her düşündüğümde yeni gitmişsin gibi. yüreğim delicesine sıkışıyor şimdi. hayal mi gerçek mi? hiç kabul edemeyecekmişim gibi. küçük kızının kalbindeki büyük kahraman, hiç gidebilir misin sen? çocukluğumun, ilk gençliğimin idolü. sevmeyi, affetmeyi, vicdanı, kalp kırmamayı öğrendim senden en çok babam. her kızın babası özeldir ama benim babam.. güzel babam. sanki başkası için yazıyorum tüm bunları. şimdi telefonda b harfine bassam, babiştri yazacak ve ben arayacağım seni, her günkü gibi. yine kaymağım nasılsın diye açıp telefonu laflayacaksın benimle. ettiğim şikayetlere; üzülme babasının gülü, boşver sıkma canını diyeceksin, ben siz üzülünce çok üzülüyorum. çok ama çok mutluyduk biz, her zaman. aklımda hep gülen yüzün, kulağımda şefkat dolu, neşeli sesin. hayatı boşverişin, mutluluk oyunların.
denizde vedalaştım seninle, bizim denizde. hani inerken sağlam basın, bak bu kaya yosunlu, düşersiniz diye öğrettiğin denizde. birlikte midye topladığımız kayaların oradan hani. her girdiğimizde kahkahalarımızın kıyıdan duyulduğu, yüzmeyi öğrettiğin denizde. annemin balkondan kahvaltı hazır eve gelin diye işaret ettiği denizde. sırtüstü yatıp diktiğin akasyaların aksinde gökyüzüne bakıp huzurla dolup taştığım denizde. gözyaşlarımın tamamını deniz alır, içimdeki yangını hafifletir sanmıştım, yanılmışım. beni izliyorsun biliyorum. yüreğimin en derinliklerindesin her zaman. seni çok özledim..
Cuma, Kasım 15, 2013
Çarşamba, Kasım 13, 2013
bugün bunu sevdim..
"Büyükbabam, herkes öldüğü zaman geride bir şey bırakmalı, derdi. Bir çocuk, bir kitap, bir resim, bir ev, yapmış olduğu bir duvar ya da bir çift ayakkabı. Ya da ekili bir bahçe. Ellerinin bir şekilde dokunduğu ve ruhunun öldüğün zaman gidebileceği bir şey, öyle ki insanlar senin diktiğin ağaç ya da çiçeğe baktığı zaman seni orada görebilsinler. Ne yaptığın önemli değil, derdi, yeter ki sen ellerini onun üstünden çektiğin zaman, ona dokunduğun zamanki halini değiştiren bir şey yapmış olasın. Otları sadece biçen bir adamla, gerçek bir bahçivan arasındaki fark dokunuştadır, derdi. Otları biçen adam orada hiç bulunmamış gibidir, fakat bahçivan ömür boyu oradadır."
Salı, Kasım 12, 2013
dişlek kitap kurdum :)
-çok çok sevdiğin ve beklediğin bir yere gidicez annecik haftaya, bil bakalım nereye?
-kitap fuarına mı? yup yup!!!
kitap aşığı kuzum benim. yine düştük tüyap yollarına güle eğlene. heyecanla girdik içeri, hemen günışığı çarptı gözümüze ve tabi ki en en en çok sevdiği yazar kuzumun. behiç ak! en çok sizin için geliyoruz biliyor musunuz buraya dedim, inanamadı, daha çok küçük ama! küçük ama o hep kitap kurduydu. benden dinlerken bayılırdı, bir süredir kendi okuyor, hem de ne okuma, kitaplara tapıyor. sizin öyle çok kitabınız var ki bizde. yine dili tutuldu bizimkinin, oysa biliyorum ki behiç ak kitaplarıyla ilgili söyleyecek ne çok sözü vardı. birkaç kitap daha aldık tabi, ama yanında "uyurgezer fil"i getirmişti kuzum özellikle imzalatmak için. 3 yıldır gidiyoruz, tanısın isterdim aslında. benimki de laf işte, adam ne yapsın her geleni nasıl hatırlasın. belki seneye..
çok sevdiği bir Mini Dizisi var kuzinin, altı kitabı var ve hepsine de bayılıyor. yazarı christine nöstlinger diye bir zat-ı muhterem. tutturdu onu da görmek istiyorum diye. oofff kuzim, niye bu kadar zorsun. yabancı yazar, başka dilde yazıyor, burada değil, kitapları türkçe'ye çevriliyor deyince ortaya bir de çeviri muhabbeti çıktı şimdi. evdeki kitapların yazarları incelenip çeviriyi kim yapmış diye bakmalar, oyyyy.
neyse biz yine oradan oraya atladık, iş bankası yayınlarına geldik, sakar cadı vini'nin nasıl olduysa bizde olmayan bir kitabını bulduk, birkaç rıfat ılgaz kitabı aldık, çok hoşlandım. tutturdu bilim kitapları diye. önce tübitak, ardından national geographic kids. evde olmayanı bulmak da mesele, yahu servet dökmüşüm be. bu sırada bana asla kitaplara bakma izni yok! uçanbalık çıktı karşımıza en son ve ayla çınaroğlu. allahım ne tatlı bir kadın, üç yıldır ona da gideriz biz. çok küçükken aldığım minik kitapları vardı, balık, kuş, kedi diye. kuzi ezberden okurdu, benim bile hala aklımda; "babam bir balık aldı bana, minik balığım yapayalnız kavanozunda.." sonra üç kuzucuğun maceraları. harika hikayeler ve resimler. daha kalın kitaplarına daldık tabi, imzalattık güzelce. tesadüf ya bu yıl da 17 kitap almışız. çok çok güzel bir fuar günü daha. bu rutin hep devam etmeli, edecek de biliyorum, zehri aldı ne de olsa :))
Çarşamba, Kasım 06, 2013
kulakları küpeli..
okul bahçesinde bir deli kadın, saklambaç oynuyor! yapacak birşey yok, kuzi istiyor; "lütfen ane, lütfeeen"
ne de olsa biliyor, bu deli benim istediğim manyakça şeylere ne zaman hayır dedi ki şimdi desin. ardından daha fenası, ebe tura bir-iki-üç.şükür uzun eşek bilmiyor :)) allahım kimse izliyor mu beni, çantam da kolumda, montu çıkarsam mı? amaaan izlerse izlesin, nolmuş yani. kuzi mutlu, ben mutlu, dua etsinler kaydırağı kullanmadım :))
ne de olsa biliyor, bu deli benim istediğim manyakça şeylere ne zaman hayır dedi ki şimdi desin. ardından daha fenası, ebe tura bir-iki-üç.şükür uzun eşek bilmiyor :)) allahım kimse izliyor mu beni, çantam da kolumda, montu çıkarsam mı? amaaan izlerse izlesin, nolmuş yani. kuzi mutlu, ben mutlu, dua etsinler kaydırağı kullanmadım :))
Perşembe, Ekim 31, 2013
derin mevzular..
oyun oynarken odasında, durup dururken;
-anne, benim gözlerim güzel değil mi?
-?
-koro için kulisteyken ablalar sude'nin gözlerinin çok güzel olduğunu söylediler, bana hiç seninkiler de güzel demediler..
-ayh, annecik çevremizde çok fazla renkli gözlü insan yok, ondan ilgi çekiyor renkli gözler, herkesin hoşuna gidiyor.
-hıh, kahverengi renk değil mi? (sözümle dalga geçti aklınca)
-bir tanecik, önemli olan ne renk olduğu değil gözlerinin, nasıl baktığı. duygularını nasıl gösterdiği. senin gözlerin öyle mutlu, öyle güzel bakıyor ki..
-keşke gözlerim mavi olsaydı..
ahhh benim güzel gözlüm, süpürge kirpiklim, biraz erken değil mi? hem babanın mavişleri geçmemiş sana, benim kara boncuklar geçmiş, ne şarkılar şiirler yazılmış kara gözlere, daha ne istiyorsun :))
neyse konu değişsin. okuma saatinde kitap götürüyor, dün itiraf etti, öğretmeni sık sık ona okutuyormuş kitapları. o yüzden evden kendi kitaplarını götürmek istiyormuş. sınıftakiler birşeyler okutuyorlarmış sürekli, ya da yazı yazdırıyorlarmış resimlerine falan. suratındaki gururu görünce dayanamadım, çok hoşuna gidiyor değil mi böyle olması dedim. yumurtlayıverdi hemen, evet bana sormalarına bayılıyorum!
-anne, benim gözlerim güzel değil mi?
-?
-koro için kulisteyken ablalar sude'nin gözlerinin çok güzel olduğunu söylediler, bana hiç seninkiler de güzel demediler..
-ayh, annecik çevremizde çok fazla renkli gözlü insan yok, ondan ilgi çekiyor renkli gözler, herkesin hoşuna gidiyor.
-hıh, kahverengi renk değil mi? (sözümle dalga geçti aklınca)
-bir tanecik, önemli olan ne renk olduğu değil gözlerinin, nasıl baktığı. duygularını nasıl gösterdiği. senin gözlerin öyle mutlu, öyle güzel bakıyor ki..
-keşke gözlerim mavi olsaydı..
ahhh benim güzel gözlüm, süpürge kirpiklim, biraz erken değil mi? hem babanın mavişleri geçmemiş sana, benim kara boncuklar geçmiş, ne şarkılar şiirler yazılmış kara gözlere, daha ne istiyorsun :))
neyse konu değişsin. okuma saatinde kitap götürüyor, dün itiraf etti, öğretmeni sık sık ona okutuyormuş kitapları. o yüzden evden kendi kitaplarını götürmek istiyormuş. sınıftakiler birşeyler okutuyorlarmış sürekli, ya da yazı yazdırıyorlarmış resimlerine falan. suratındaki gururu görünce dayanamadım, çok hoşuna gidiyor değil mi böyle olması dedim. yumurtlayıverdi hemen, evet bana sormalarına bayılıyorum!
Salı, Ekim 01, 2013
hayatımın en özel kadınının bana verdiği en özel hediye...benim kömür gözlü kızım, canım, ciğerim, herşeyim. ne şu an taşıdığım Can'a ne de sana duyduğum sevgi anlatılır gibi değil.
seni ben taşımadım ama, doğduğun anda aldığım kokun hala burnumda.
doğumgününde ilk defa yanında olamamak çok acıtsa da içimi;
iyi ki doğdun kuzum, iyi ki hayatımın bir parçasısın. öyle güzel bir ömür geçir ki...
seni çok seviyorum teyziş:))))))))))))))))))))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










.jpg)