Cuma, Mayıs 08, 2015

insanoğlu..

   zeki alasya ölmüş. ne kadar üzgünüm ben. çocukluğuma damgasını vurmuş adam. o da ne! aynı havayı solumak zorunda olduğum lavuk gülerek cenazesini nereden kaldıracaklarmış, sinagogdan filan mı? hahhahhah.  ebenden kaldıracaklar desem çok mu edepsiz olurum. evet öyleyim! bu kadar değerli bir insan için, ki olmasa da farketmezdi, böyle cümlelerin kurulması, offf gerzeklerle yaşamak..

   perşembe geceleri "güler misin ağlar mısın" vardı zeki&metin'in. "insanoğlu sözüm sana, anlatırsam anlar mısın? yarı şaka yarı ciddi, güler misin, ağlar mısın?" delirirdik izlemek için. geç yatmamıza izin verilen tek akşamdı.  devekuşu kabare'yle oynadıkları deliler, yasaklar, aşk olsun şimdi bile kahkahalarla güldürür ve düşündürür. hala ekranlarda oynayan filmlerini saymıyorum bile. ahhh himmet ağabey! arkandan pislik yapanları boşver be, hayatıma kattıkların için teşekkürler..

istekler istekler istekler


battaniye&kanepe&film
bugün değil de ne zaman..

Çarşamba, Mayıs 06, 2015

ben bu bahar







Ve cep defterinin kapak arkasına kendi el yazısıyla karaladığı şiir;

“Yenilmişsem
Elim kolum bağlı
Boynumda yağlı ip
Gelip dayanmışsam
darağacına
Dudaklarımda yarın
Gözlerim yarınlarda
Unutmak mı gerek seni?
Kapılar kapalı
Tutulmuşsa gece
kapkara yollar
Sıcacık bir sevgi
sunmayacak mıyım
insanlara?
Bakmayacak mıyım yarınlara
Seslenmeyecek miyim
insanlara?”

Salı, Mayıs 05, 2015

vak vak..


geçen haftadan sonra kum yemiş ördek gibiyim be blog. amaçsız kaldım sanki, boşluk yaptı bünyemde, gün geçmiyor.. 
azıcık içimi açtılar, sen de gör istedim. hayallere daldım gitti..






















 tazelenme tatilleri var baharda ütopyamda, yeniden doğulan. geçen hafta tazelendin ya deme! doyamadımmm...




Perşembe, Nisan 30, 2015

S.H.B.M. #episode III



ve maceranın sonu! çok yoruldum, bu kadar sürtme yeter bana. uykusuz gözlerim, ağrıyan ayaklarım, offf. evimi özledim, yemek yapmayı, kanepede sızmayı..





şaka lan şaka, yedin mi yoksa. turpppp gibiyim alimallah, gezdikçe güçleniyor güçlendikçe geziyorum hahhahhah. 

dün beklenen buluşma gerçekleşti gerrymle istiklal'de. allahım bu bir rüya mı? hep konuştuğumuz ve bir türlü birlikte gidemediğimiz bir sokak köftecisi vardı kabataş'ta, hadi dedik ona gidelim. yokuş aşağı vurduk kendimizi. ahhh o sokaklar, ne çok gezdik biz seninle dostum oralarda. nasıl da özlemişim o çeşitliliği, farklılığı, dükkanlarını. biz epeyyyyce yürüdük, birazdan varırız, işte şurada diyerek beni oyaladı zilli. geldik mi stadın oraya kadar offfs. sonra bi de baktım kamışım yerde. üzgünüm okuyucu bu espri bilenlere özel, ne kötüyüm yaaa.  neyse köfteci kapanmış! bunu gören ben kendimden geçtim, gerrynin saçından tuttuğum gibi yerden yere vurup ağzına burnuna patlattım, vurma dedikçe daha çok vurdum vurdum vurdum.. hayali bile iyi geldi. totomuza baka baka fünikülere binip taksim'e geri. 


keyfi bozmadık tabi, istikamet tantunici. ya ne biçim kelime oldu bu tantunici :) ama çok lezzetliydi be, offf özledim şerefsizim. cihangir bizi bekler dedik ve pergelleri açtık. yer bulmak için 3. dünya harbi çıkarmak gerekiyordu da bizim asker çok uyanık, milleti gözüyle dürter, kalkacağı yoksa da korkudan kalkar zavallıcık. yerimize kurulup bolca laklak. ve ara sokaklar bizi bekler..




balkon yıkayan bir teyzenin kafamıza su döktüğünü yazmasam mı acaba? puhahhah ferahladık be. hadi kahve içelim artık, mandabatmaz bizi bekler dedik de o ne ya, karşısındaki binada tadilat var, sokak zaten daracıktı hiç kalmamış. kalan yerde de insanlar deve güreşi yapıyor. avucumuzu yalayıp devam ettik. karaca var dedi hatun, oraya gidelim. hobbaaa o da kapalı. bizi sokak kahvesi paklar dedik ve ohh bi kahve içebildik. kahve sigara sohbet, muhabbet sigara çay, sigara sohbet cicciii kuşşşş kahkaha.., 

hadi yürüyelim biraz. "ya gerrym, biz bugünü çarşamba sanıyoruz ama cumartesi mi acaba?"
nasıl bir kalabalık ama hiç mi rahatsız etmez. çok özlemişim çokkkk. meydanın yakınlarında tramvay arkasında bir grup müzik yapıyordu. coştukça coşuyor insan bu istiklal'de. sonunu yakalamışız be ya.. son son oraletlerimizi içtik, yağmurda ıslanarak caddeye veda ettik. 

ne kadar az ama ne kadar çok gezmişiz biz bu sokaklarda dostum mou..




Çarşamba, Nisan 29, 2015

sürtmeye hasret bünyenin maceraları #episode II

     eveeettt, yine düştük yollara. ayh içim nasıl fıkır fıkır anlatamam. yine trafik olmaz, rahat rahat gider bineriz motora derken hooop dedi trafik, geçemezsiniz! ya sahil yolu nasıl tıkandı cankurtaran'dan sonra. öyle ki el frenini çekip bekledim bir ara. olsun dedik, durduramaz bizi! 1,5 saatte sirkeci'ye vardık, vazgeçmek yok! 

     sanki yıllardır binmemişim motora, nasıl keyifliydi. ilk kez görmüş gibi baktı gözlerim sirkeci'ye, galata'ya, manzaraya hayran hayran. tenim boğazın rüzgarıyla tatlı tatlı üşüdü. güneş bile bir başka batıyordu, gerçekten. koşmak, yetişmek, saat yoktu da ondan mı? 


kuzguncuk vardı rotada. orası nasıl anlatılır ki. kalbimi buraya koysam, okuyan birkaç dakikalığına hissetse.. hayatın yavaş aktığını hissettin mi hiç? esnafın sokakta muhabbet ettiği, herkeslerin birbirini tanıdığı, minicik dükkanlarda çok güzel şeylerin satıldığı.. belli ki herşey huzur için ve huzurla yapılıyor. sanki yaşam telaşesi, para kazanmak, kariyer yapmak hiç uğramamış oraya. her masada koyu bir muhabbet var, içine girmek için can attığım. sanane deme ya, istediğim bu benim. çok tatlı bir kızın çoook tatlı çikolatalar yaptığı dükkanına gittik. lebosi chocolate. işe bak, çikolata yapmak, gel de delirme. envai çeşit denemiş, limonlu, frambuazlı, naneli, yabanmersinli, narlı, portakallı ve hatta kekikli. hele mavi bir tane vardı, ki ben neli olduğunu hatırlamıyorum, işte ona bayıldım. her birini sevgiliyle tatmak mıydı bu kadar tatlı yapan çikolataları?




ardından yine çok cici bir yerde sitare'de menemen ve mıhlama yedik, mmm nefisti. domatesi mi güzeldi çayı mı, yoksa karşımdaki yakışıklı mıydı sebebi bunca lezzetin?

bitmedi! 

çengelköy var sırada, çınaraltı. süper baba sevenlerin içine işlemiştir muhakkak. al sana ruhu olan bir mekan daha. çay ve sohbet ikilisine deniz de katılır orada, boğaz ve köprü de. bizimkine minik bir bebek de katıldı bu kez, ali :) yeni arkadaşlar, yeni muhabbetler, hadi bakalım..

vapurla döndük ardından, bu kez karanlıkta. yine göz bayramıyla..





eylemlerimiz devam edecek..