Pazartesi, Nisan 05, 2010

aydoş'un ağzından...

aynen aktarıyorum;

  • saldalyelerin altına kaydırmazları yapıştırıyoruz. eylül hemen kendi sandalyelerini getiriyor, benimkine de cicanneee

  • eylül seninle carrefour'a gidelim mi? oradaki oyuncaklara binelim mi? hayır ben büyüdüm, onlara çocuklar binsin!

  • ocak ayındayız, eylül balkon kapısını açıyor. niye açtın diyorum, temiz hava alıyorum cicanneee

  • dede yukarıdan konserve getiriyor nanneye. bizimki hazır, kocan sana domates suyu mu getirmiş?

  • legolarla çiftlik yapıyoruz, içindeki hayvanların nasıl yem yiyeceğini, su içeceğini anlatıyorum. cicannee bu hayvanlar benim başımın belası mı?

  • küçük hanımın odasını düzeltiyorum, sıra ayıya gelince, ay bu ayıyı da nereye koysam diyorum, laf hazır; cicanne onun adı ayı değil winnie! (pardon tabi ki)
bir tane de benden; hava kararmak üzere, bulutlar koyu gri. annee bulutlar kirlenmiş, hava kirlenmiş
sanırsın bilim adamı !

teşekkürler aydoş, sen çok iyi bir cicannesiiin

cumartesi kahvaltısı

işte 4 şilahşörlerrrr
betüş, göksu, kuzu ve cemre
bu edepsizleri bir zevkle biraraya getirelim dedik, pişman olduk. ya kimse kimseye bakmaz, herkes tekil takılınır mı bu kadar çocuk bolluğuna. bizimki zaten hep bir havalarda, odaya girip tek başına kitap okumalar. çıldırdımmm. sonra hamurdan pasta yapıp mum üfleme mevzusuyla biraz kaynaşma sağlandı tabii. aslında betüş'le buluşmayı iple çekiyordu, çok mutluydu.sonra ona anlattım; bak annecik, orada göksu da olacak, o biraz küçük sizden, konuşamıyor henüz. cevap çok alem; niye? sesi mi kısılmış?
raniş mumu 20 kere yaktı sanırım
sonra sahile gittik elbet!
ağzını yeriiim
bu da gullit betüş
anası bu pozları asssla yakalayamazdı, hahhahhah

cemre abla olarak hepiciğini kollarının altına aldı.

sonrası parktan ayırmak için biraz uğraşma. daha ben söylemeden gitmiycem demeye başlamıştı!
ohhh ne güzel gündü be! yinelemek lazım!

Cuma, Nisan 02, 2010

DUYGUlandık!

eskiden beri tanışıyormuşuz hissiyle, yeni tanışmanın heyecanı birbirine girdi. ortaya nefis bir buket çıktı. bu görüşme bana çoook iyi geldi. güzel, güçlü, ayakları üzerinde duran bir kadın! ortak yönlerimize birkaç tane daha ekledik. bu güzel sohbetin devamı olmalı...
kuzu sihirli mor hediyesini dolaptan kaptığı gibi giydi dün.bir gece önce bütün mutluluğunu bu hediyeye borçluyduk ne de olsa. bilinmeyen kahraman kim diye de merakta. ben de sevimli sihirli hediyemi takmıştım ama maalesef beceriksiz kocamın objektifine takılamamış!

Pazartesi, Mart 29, 2010

süzme yoğurt nasıl yenir?

önce işaret parmağı özennle daldırılır
sonra da her yere bulaştırılarak afiyetle yenir, anne sinir edilir!

anneyi üzünce çoook mutsuz olup

annenin gönlü alınır
mutluluktan deliler gibi dans edilir

3,5

hangi insan evladı 95 cm'lik bir velet için koskocaaa 3,5 saatini parkta geçirir? ben ben ben!
peki hangi 95 cm'lik velet bu kadar oyundan sonra bile eve gitmek istemez? ...(hepsi)
üstelik bu kadar oyunun sonunda tiyatroya gideceğimizi bile bile. evet ilk kez tiyatroya gitti kuzu. oyun çirkin ördek yavrusu. nasıl kalabalık, nasıl gürültü. oyun başlayınca ses kesiliverdi, şaşırdım. canavarların hepsi melek kesildi. kuzu heryeri ince ince gözden geçirdi. pürdikkat izledi. çıkalım mı? hayır!
ertesi gün rengi belli oldu;
-anne, ben çocuk tiyatrosu sevmiyorum, kukla tiyatrosu seviyoruum
sen hiç kukla tiyatrosu gördün mü be anacım...

Perşembe, Mart 25, 2010

sabah evden çıkamamamın sebebi çantamı aramam olabilir mi? kapının arkasında olduğunu tahmin etmek pek kolay olmadı da! kim saklamış olabilir acabaaaa

Çarşamba, Mart 24, 2010

fazla kalıbı olan var mı?

anne, flamingo kalıbım yok, alalııım

pazarda gezerlerken kuzunun yaşını soran kadına 4 (nazar değmesin!) diye cevap veren cicianneye lafı yapıştırır;
cicanne! yanlıs söylüyosun! ben iki buçuk yasındayııım!
aferin doğrucu kızım benim!

fatoş harikalar diyarında

film gerçekten mi güzeldi yoksa 1000 yıldır sinemaya gidemediğim için mi beğendim. ne olursa olsun gittim ya, ohhh. kafama göre gezinip girişten patlamış mısır ve kahvemi alıp şöööyle koltuğuma kuruldum ya, ohhh. 3. boyut için gözlüklerimi takıp dünyayla bağlantılarımı kestim ya, ohhh. ve hep olduğu gibi filmin içine girip alice ben, ben alice birbirimize girdik ya, ohhh.

Cuma, Mart 19, 2010

iş çok, vakit yok!

tosbik! filmi arkadaşları da izlemeli!
tabi ki oyun oynanmalı!
tüm jetonlu oyuncaklara da binmek lazım!
ve ayşe bebeğe sımsıkı sarılıp dans etmeli gönlünce
biraz boya yapıp (en çok da surata)
çılgınca hoplayıp zıplamak lazım!
rengarenk bir koltuğa korsan oturtup
gullit olmak da varmış!
tabi herşey oyun değil! iş yapmayı da ihmal etmemeli! çamaşır, bulaşık,,,,
oh be! popo yer buldu nihayet! en sevdiğimize geldi sıra!