Çarşamba, Nisan 14, 2010

kanun!

no entry!
iyi ki bir çadır aldık, görmemişin çadırı! 
bebeklere hiç bakmayan kuzu, sanırım içgüdüsel olarak, onlarla ilgilenmeye başladı. hiçbir yönlendirme yok ortada üstelik. nasılsa anaokulu zamanlarında diğer çocuklarla birlikte evcilik de oynar diyerek onu hep başka oyunlara çeken ben, doğanın bu değişmez kanunlarına saygıyla şapka çıkarıyorum. o bir dişi, geleceğin annesi. başka nasıl davranabilir ki!


Salı, Nisan 13, 2010

nasihat!!!

bir kenarda gizlice dondurma yiyoruz babayla. hani ona yedirmediğimden değil, daha yeni yemiş kendisi. görmediğini zannederek mideye indirirken, bir ses geldi. birşeylerle ilgileniyor bize hiç bakmadan konuşuyordu;
-çocuklar, dondurmayı yerken arada su içmeyi de unutmayın!

çırptı çırptı karıştırdı, bana kek yaptı!

yine sıvadık kolları ana-kız, başladık kekimizi yapmaya. bu BEN dönemi ne zaman bitecek birileri söylesin. herşeyi o yapacak, herşey onun. lütfen fatoş, keki ONUN'la vakit geçirmek için yapıyorsun şikayet etme!
artık huyumu bildiğinden poz veriyor hanım!
şımarıklık hat safhada...
minik kalp şekerlere dokunmam elbette ki yasak! bir de temizleme işi olmasa süper olacak da, neyse. başka bir bilge(!)nin söylediği gibi; annelik insanın en deli hali! başıma gelecekleri bile bile yaptım! pişman değilim!
onlara da kek mi yedirdi, meraktayım...

Cumartesi, Nisan 10, 2010

yerim yerim yerim totişleri

bak teyzeciğim ne buldum! teyzenin okuma bayramı ve sen tam bir tombiksin
elbette filko anneni unutma.
seni çok özledim. ve sen hep o gün gibi benim yanımda olacaksın
değil mi?

Çarşamba, Nisan 07, 2010

yemeği kim yaptı?

çok bilge bir kişilik(!) der ki; çocukla ne kadar vakit geçirdiğin değil önemli olan, nitelikli vakit geçirmek aslolan! ve ben sende gördüm ki kuzuyla geçirdiğin zamanlar çoğunlukla böyle! (şımardım) niteliklerimize nitelik katalım diyerek akşam yeni bir konuya daha el attık. birlikte yemek yaptık. ben köfteleri yoğurdum, o tencereye dizdi, patatesleri doğradım, onları da yerleştirdi, biber ve domatesleri birlikte yıkadık ve o yerleştirdi. sonra ikimiz de yüreklerimizden kocaman sevgiler alıp attık tencereye. babasına yemeği ikram ederken pek bir gururluydu. bu yemeği annemle eylül yaptı derken yüzündeki gülümseme muhteşemdi. patatesi ağzına sürmeyen, mantarı nadiren yiyen zilli, kendi yaptı diye zahir, hepsinden yedi. sebzeyi ağzına sürmeyen edepsiz, lahanayı, ıspanağı kendi yapsa yer mi acep? e ben bir sürü yemediği şeyi oyunla, şarkıyla, boyayla sevdirmiş biri olarak patates ve mantar için bu kadar geç kalmış olmamı kınıyorum!darısı sebzelerin başına...
unutmadan yazalım;
-tatile nereye gidelim babacık?
-avustralya'ya!
e inşallah...

kullanım süresi dolmadan yükleyeli bunları da, zira çok oldu çekeli!
babasına kardan adamlı pasta yaparken


sonuç korkunç oldu, evde kremşanti yoktu, çikolataya batırdık! tek normal yeri havuçtan burnu...




baş belası (!) çiftlik hayvanları
ineği birinin memelerinden diğerine süt içirme merasimi görmeye değerdi, gülmekten çekemedim

Salı, Nisan 06, 2010

oo papatyaa

pazar;
fatih karadeniz pidecisi
ortaköy
yıldız parkı
çiçek, böcek, bol fotoğraf
güvercin doyurma :p
güzel hava, bir de erik çıksa 
laleler, laleler, laleler (kemal sunal söyleseydi iyiydi)
babaya doyma
boğaza doyma (doyulmaz!)

dondurma sefası
aynı anası, dondurma varsa gerisi boşa...
beslendiler, biraz da koşsunlar
taça dikkat çekmek isterim! ben yaptım :) iki saat düşündüm nasıl yapıldığını, yaşlılık işte...
vücutta ne kadar kaçak elektrik varsa toprağa teslim etme, ohh

bu bahar gelince bana birşeyler oluyor. zaten gezenteliğin en üst seviyelerinde gezen bir insanken, bu aralar gezme arzum tavan yapıyor. hiç mi eve girmek istemez insan. her daim bahar olsaydı bu havalar bu kadar kıymetli olur muydu? ben yine böyle içim fıkır fıkır gezer miydim? güneşi tepeme alıp, tüm manzaralara karşı oturup çayımı yudumlamak bu kadar mutluluk verici olur muydu? hayat hep bayram mı olurdu? olmaz mıydı? o zaman hiç değeri kalmaz mıydı? illa insan birşeyin kıymetini elinden gidince mi anlamalıydı? bahar elimizden gitmeseydi iyiydi!!! ÇGH!!!

akşam eve gidip buuu kadar yorgunlukla banyodan sonra uyusaydı iyiydi, o kitap okumayı seçti, minnie'ye. ciddiyetle!

Pazartesi, Nisan 05, 2010

çim çim balığı!

-annecik bu akşam balık yiyelim mi?
-balık sevmiyorum ben!
-ama olmaz ki, çok seviyordun
-sevmiyorum, yemiycem!
-değişik bir balık alalım o zaman
-evet değişik balık alalım! saçı olmasın, yüzgeci de olmasın
-hönk! nasıl yani?
-çim çim balığı olsun!
yarısını da olsa yedi çim çim balığını!

aydoş'un ağzından...

aynen aktarıyorum;

  • saldalyelerin altına kaydırmazları yapıştırıyoruz. eylül hemen kendi sandalyelerini getiriyor, benimkine de cicanneee

  • eylül seninle carrefour'a gidelim mi? oradaki oyuncaklara binelim mi? hayır ben büyüdüm, onlara çocuklar binsin!

  • ocak ayındayız, eylül balkon kapısını açıyor. niye açtın diyorum, temiz hava alıyorum cicanneee

  • dede yukarıdan konserve getiriyor nanneye. bizimki hazır, kocan sana domates suyu mu getirmiş?

  • legolarla çiftlik yapıyoruz, içindeki hayvanların nasıl yem yiyeceğini, su içeceğini anlatıyorum. cicannee bu hayvanlar benim başımın belası mı?

  • küçük hanımın odasını düzeltiyorum, sıra ayıya gelince, ay bu ayıyı da nereye koysam diyorum, laf hazır; cicanne onun adı ayı değil winnie! (pardon tabi ki)
bir tane de benden; hava kararmak üzere, bulutlar koyu gri. annee bulutlar kirlenmiş, hava kirlenmiş
sanırsın bilim adamı !

teşekkürler aydoş, sen çok iyi bir cicannesiiin

cumartesi kahvaltısı

işte 4 şilahşörlerrrr
betüş, göksu, kuzu ve cemre
bu edepsizleri bir zevkle biraraya getirelim dedik, pişman olduk. ya kimse kimseye bakmaz, herkes tekil takılınır mı bu kadar çocuk bolluğuna. bizimki zaten hep bir havalarda, odaya girip tek başına kitap okumalar. çıldırdımmm. sonra hamurdan pasta yapıp mum üfleme mevzusuyla biraz kaynaşma sağlandı tabii. aslında betüş'le buluşmayı iple çekiyordu, çok mutluydu.sonra ona anlattım; bak annecik, orada göksu da olacak, o biraz küçük sizden, konuşamıyor henüz. cevap çok alem; niye? sesi mi kısılmış?
raniş mumu 20 kere yaktı sanırım
sonra sahile gittik elbet!
ağzını yeriiim
bu da gullit betüş
anası bu pozları asssla yakalayamazdı, hahhahhah

cemre abla olarak hepiciğini kollarının altına aldı.

sonrası parktan ayırmak için biraz uğraşma. daha ben söylemeden gitmiycem demeye başlamıştı!
ohhh ne güzel gündü be! yinelemek lazım!

Cuma, Nisan 02, 2010

DUYGUlandık!

eskiden beri tanışıyormuşuz hissiyle, yeni tanışmanın heyecanı birbirine girdi. ortaya nefis bir buket çıktı. bu görüşme bana çoook iyi geldi. güzel, güçlü, ayakları üzerinde duran bir kadın! ortak yönlerimize birkaç tane daha ekledik. bu güzel sohbetin devamı olmalı...
kuzu sihirli mor hediyesini dolaptan kaptığı gibi giydi dün.bir gece önce bütün mutluluğunu bu hediyeye borçluyduk ne de olsa. bilinmeyen kahraman kim diye de merakta. ben de sevimli sihirli hediyemi takmıştım ama maalesef beceriksiz kocamın objektifine takılamamış!