Perşembe, Ekim 13, 2016

acı içerir

   

     yüreği kaldırmayacak durumda olan okumasın. ya da okusun da iyice içi kıyılsın, belki de unuttuğu şeyleri hatırlar benim gibi.

     dün akşam güle eğlene eve dönüyorduk kuziyle. herşey güzel, karnımız tok, neşemiz yerinde. çöpün yanında bir kadın ve iki kız çocuk, çöpten yemek yiyorlar. o an dumur oldum, neye uğradığımı şaşırdım. niye şaşırdın deme, bilmek görmek kadar etkili olmuyor her zaman. sokağın köşesine varınca ben napıyorum ya diye silkelendim ve hemen geri döndüm. o anda yapabileceğim tek şey para vermekti. çocuğa parayı uzatırken anneyle gözgöze geldim. hiçbir şey söylemedi ağzı. ama gözleri... öyle uzun konuştu ki benle gözleri.. hay ben böyle hayata diye başlayıp

   sonra ben ağla ağla ağla...

Cuma, Haziran 03, 2016

DUYUYOR MUSUN?




 yapamayacağımı bilsem de sadece hayal etmek çok mutlu ediyor. kafamda bir sorun var eminim, eksik ya da fazla, belki de dizilişte vardır sıkıntı. ya biliyorum olmayacağını, o kadar eminim ki! ama o an geçir söz geçirebilirsen bu çatlağa. 



Pazartesi, Mayıs 23, 2016

hobbit cafe & bir dolu umut



hala yaşıyorlarmış o güzel insanlar! iyi yürekli oldukları kadar cesurlarmış. çoğumuzun hayal ettiği, dost sohbetlerinde keşke yapabilsek denilenleri yapıvermişler.
Hayat paylasinca guzel#❤ #balat #gunaydin #istanbul #hayatpaylaşıncagüzel #colour #travel #city #oldplace #travelphoto #hayatçekmeyedeğer #hayatgezincegüzel #gezerekçekiyoruz #severekcekiyoruz #gezenlerden #gencgezginler #anlatistanbul #hobbithousebalat
girişteki sebil çekti dikkatimi gezerken. üzerinde ücretsiz su içebilirsiniz yazınca insan bir kez daha okuyor doğrusu. sonra duvardaki kıyafetler, amanın bunlar da ne? askıda kıyafet! sosyal medya özürlü bendeniz hiç karşılaşmamış olsam da bilenler biliyormuş. ihtiyaç fazlası giyeceklerini insanlar buraya bırakıyor ve ihtiyaç sahipleri de gelip alıyormuş.

içeri buyur ettiler bizi, balat'ın en küçük evi dediler. harbiden de 3 katlı ama hap kadar. içerisi çıfıt çarşısı sanki, herşey ikinci el, eski ama çok güzel. tabaklar, oyuncaklar, kitaplar, ahhh bakmaya doyamadım. sohbetten de ayrılıp fotoğraf çekemedim. olanlarla idare lütfen..



pazı pişiriyordu ahmet bey o sırada, bize çay ikram ettiler ve sabırla cevaplar verdiler :) askıda yemek de varmış öğlende, inanamadım. e peki suistimal edilmiyor mu diyor insan hemen ne acı! ama edilmiyormuş ya, buraları biliyoruz, tanıyoruz diyorlar. zaten kapıdaki kıyafetlerin çokluğunu görünce insan anlıyor, önüne gelen toplayıp gitmiyor belli. 


pazar günü mahalleden bir çocuğa imece usulü sünnet yapıyoruz, bekleriz dediler, şak diye bayılasım geldi. herkes birşeyler yapıp getirecekmiş, önceden bilsem bir tepsi börek hazırdı dedim ama geç oldu tabi. neyse biz de kendimizce projelerine küçük yardımlar yaptık. güle eğlene, ağzımız kulaklarda zorla ayrıldık yeminle.

mutlu oldum, umutla doldum
insanlık için..