uzun uzadıya yazmalıyım, ileride okuyup verdiği sözü tutsun diye :)
cumartesilerin vazgeçilmezi; hava iyiyse florya, kötüyse bakırköy'dür kuzuyla.capacity'de dolandık bir süre, anne kız olarak değil, gezmeye çıkmış iki iyi arkadaş gibi. bakındık biraz, o güzelmiş, bunu beğenmedim. kabinde bir bluz denedim, "çok güzel olduuun" dedi gözler parlayarak, o kadar arkadaş yani. çocuk kıyafetlerine bakarken zılgıtı yedim; "bana kıyafet bakıyorsak, benim beğendiklerime bakmalıyız, sen hep kendi beğendiklerine bakıyorsun!"
sohbet ederek yemek yedik, arkadaşlarını anlattı bana. sonra 16'lık genç kız gibi hanzade'nin 100. gün partisinde giydiği pembe, kurdeleli elbiseyi iyice tarif etti, ne kadar beğendiğini, onun da öyle bir elbisesi olsa çok sevineceğini falan. uzun uzadıya dedim ya, uzatıyorum :)
neyse biz her zamanki pastalarımızı yemek üzere çok sevdiğimiz yere girdik, o çilekli, ben frambuazlı (pi duysa çok kızar ahududu demeliydim) pastalarımızı söyledik. ikimizin de diğerinin pastasında gözü kaldığından iki pastayı da bölüp birbirimize verdik, rahatladık. hem yiyoruz, hem sohbet koyu. putları sordu önce, ona kimler dua ediyordu? sonra bizim allah'a dua etmemize geldi konu. sen ne diye dua ediyorsun diye sordu bana gülümseyerek. hep mutlu olmamızı, sağlıklı olmamızı vs. vs. vs. anlattım. eylül hemen büyüsün, kocaman olsun diye de dua ediyor musun dedi zilli. yine kendimce hemen büyümesini istemediğimi, kocaman olunca okula gideceğini, daha da ilerisinde evlenip benden ayrılacağını ve bunun hemen olmasını istemediğimi içim burularak ama ona çok da belli etmediğimi düşünerek anlattım. cevapsa beni yedi bitirdi;
-anne, saçmalama! ben o zaman da senin yanağının kokusunu çok özlerim, bu değişmez!
karşılıklı oturmuştuk ve elele tutuşup sevgililer gibi bakıştık. söz verdi sanki bana şimdiden.tutamayacağı bir söz...
Salı, Mart 06, 2012
Cuma, Mart 02, 2012
denemeler
ilk şaheserinde sürrealist çalışan sanatçımız, anneyi ve babayı kendi gövdesine yerleştirerek, "siz benim içimdesiniz" duygusunu başarıyla ifade etmiş.
(üçümüzü de yapmak isterken sığdıramayacağını anlayınca kolay yoldan içine soktu bizi zilli)
ikinci çalışmasındaysa sanatçı eserinde annesini kullanmış. rengarenk elbisesi, süslü tokası, kolyesi, kollarındaki gösterişli bilezikleri, halhalları, topuklu ayakkabıları ve dudağında rujuyla, hayatındaki pasaklı anneden bıktığını, şöyle süslü püslü, pantolonu bırakmış, şıkır şıkır dolaşan anne özlemini dile getirmiş.
(bu konuda yapabileceğim birşey yok maalesef, kabul etmeli!)
ha sabahları çapak sorununuz varsa;
-dişlerimi fırçaladım anne, yüzümü de yıkadım :)
-iyi de yatmak üzeresin, neden yıkadın?
-sabah gözümde şebek(çapak) çıkmasın diye :))
bol gezmeli, bol alışverişli bir hafta sonu diliyorum herkese, en çok kendime :)
Perşembe, Mart 01, 2012
proje uğurböceği
aynen anlattığını yazıyorum;
uğurböcekleri yumurtalarını bıraktığında solucan gibi birşey olurlar. sonra pozaya girerler. 8 gün sonra sarı uğurböceği olur. sorna da kırmızı uğurböceği. yaprak bitlerini yerler. öndeki 2 pençesiyle yer. günde 50 tane en fazla yaprak biti yer. uğurböceğinin 6 tane bacağı var. saydam kanatları var. saydam kanatlarını kırmızı kanatlarıyla koruyor. saydam kanatları bozulursa uçamaz. 2 anteni olur. siyah benekleri olur.
bu dönem projeleri uğurböceği. başka faideli bilgilerle yeniden görüşmek üzere blog alemi :)
not: küçükken de (şimdi çok büyüdü ya) çok severdi bu minik hayvanı, görünce çığlıklarla sevinirdi, uvva diye hitap ederdi kendisi (ağzını yediğim, kokun burnuma geldi eşek kafaaa)
uğurböcekleri yumurtalarını bıraktığında solucan gibi birşey olurlar. sonra pozaya girerler. 8 gün sonra sarı uğurböceği olur. sorna da kırmızı uğurböceği. yaprak bitlerini yerler. öndeki 2 pençesiyle yer. günde 50 tane en fazla yaprak biti yer. uğurböceğinin 6 tane bacağı var. saydam kanatları var. saydam kanatlarını kırmızı kanatlarıyla koruyor. saydam kanatları bozulursa uçamaz. 2 anteni olur. siyah benekleri olur.
bu dönem projeleri uğurböceği. başka faideli bilgilerle yeniden görüşmek üzere blog alemi :)
not: küçükken de (şimdi çok büyüdü ya) çok severdi bu minik hayvanı, görünce çığlıklarla sevinirdi, uvva diye hitap ederdi kendisi (ağzını yediğim, kokun burnuma geldi eşek kafaaa)
Çarşamba, Şubat 29, 2012
merak
anne, hesabı ödemeyelim. ödemesek ne olur? hiç de birşey olmaz! ödeme!
düzen karşıtı mısın kızım, akıllı ol hıııı!!!
Salı, Şubat 28, 2012
parti canavarı
100. gün partisine 100 parçadan oluşan birşeyler yapın dendi. yaptık, oldu :)
bu yıldız 100 puldan oluşuyor. fikir tabi ki kuzunun, ilham kaynağıysa üzerinde. epey uğraştık, hızımızı alamadık, bir de 100 boncuktan oluşan kolye yaptık. bugün de mor partisi var. çilek kızlı mor tişört seçildi, kısa kollu olduğu için altına pembe tişört ayarlandı, mor simli tokalar alındı.
hey okul, şimdilik idare ediyoruz ama, istediklerine dikkat et sen yine de! korkuyorum :)
Cuma, Şubat 24, 2012
Perşembe, Şubat 23, 2012
maalesef farkında
-eylül bak, yapma diyorum, çok kötü olacak!
-ne olabilir ki, hiçbir şey olmaz!
-eylüüüül!!!
-senden korkmuyorum anne!
fena olan şey, ben annemle olan ilişkimde çok geç farkettim birşey olmayacağını, hem de çooook geç.
Pazartesi, Şubat 20, 2012
pazar programı
geçen hafta sonu! planlar cumartesi akşamı kuzu tarafından itinayla yapıldı.
-bak anne, kahvaltıya florya'ya gidelim, oradan babamı alıp karaköy'e tatlı yemeye, oradan tünele taksime, oradan da ortaköy'e.
plan nefis.bir kısmını nasılsa eleriz, tabi olur diyorum. kahvaltı ve florya'yı halledip babayı alıp karaköy'ün nefis havasını aldık. biz babayla taksimi eledik, onu da ikna ettik. zaten deniz kenarındayız ortaköy'e gitmeyelim diye ikna çalışmalarımızsa fos çıktı.
-çok özledim ortaköy'ü beeen, uzun zamandır gitmiyoruuuz, siz beni götürmüyorsunuuuz!!!
bağırtı, çağırtı ve hatta ağlamaları da eklenince eşek gibi gittik tabi. ama iyi ki de gitmişiz, muhteşem bir hava, görülesi bir manzara, deniz, güneş, ohhh mis. sağol be kuzum...
ellenmedik takı bırakmadı ortaköy'de, alalım da alalım. bu kızın süsü püsü öldürecek beni. kafada 8-10 çeşit toka uzaylı zekiye, kollar dirseğe kadar bilezik, ne kadar kolye varsa boynunda, ayağında en sevdiği kırmızı pabuçlar. hani benden ışık alsa makyaj da yapacak ya, o kadar da değiiil :))
bu kadar fotoğrafı neden koydum? hiçbirine kıyamadım, eleyemedim, koyuverdim gitti...
Perşembe, Şubat 16, 2012
sıra bende...
ayh, ben niye anaokulu öğretmeni olmadım. bu güzelliklerden neden mahrum kaldım. öyle güzel, öyle mutlu bir gündü ki! bıcır bıcır, her dakika sorular, konuşmalar. "ben bişey söylemek istiyorum" "ben fil yapmak istiyorum" "benim zürafam mor olsun" hepsinin ağzını yemek, mıncıklamak istedim. kuzuysa tam hindi, kabardıkça kabardı. zaten beni gördüğünde boynuma bir atlaması var.
evet evet, kurabiye süsledik birlikte. rengarenk, cıvıl cıvıl. kalpler, hayvanlar, yıldızlar uçuştu üzerlerinde. sonra güzelce poşetledik, renkli kurdelelerle bağladık.
öyle neşeli, öyle çocuk gibi çıktım ki oradan. beni yine çağırın, hep gelirim dedim. çağırırlar mı acaba? lütfeeen...
bu da yaka kartım. hepsine yaptım, bayıldılar :)
Perşembe, Şubat 09, 2012
dilerim...
dün akşam yine sarmaş dolaş dans ettik seninle. yanağın yanağımda, kolların boynuma sıkı sıkı sarılı, kokun burnumda, kalbinin sesi kulağımda. anı ölümsüzleştirdin, her zamanki gibi..
-anne, sen hiç kucişinden indirme beni, hep sarıl,
SONSUZA KADAR ...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


























