Perşembe, Ağustos 23, 2012

ailesiz bayram olmazzz

ahhh bu sarıhan sülalesi, ne bela, ne zulüm bana... yine gülmekten ağrıdı çene kaslarım. bir türlü biraraya gelemeyen, gelince de ayrılamayan cinsleriz. ne vardı, hiç değilse aynı yakada otursaydık yaa. teyze iyi ki varsın, sayende şile'de de olsa buluştuk.
seni edepsiiiz, ben de özledi de sarıldı diye öldüm, telefonmuş sarılmanın sebebi. olsun, ben yine de bayıldım, listede bir basamak daha yükseldim, nihahhahhah
 bu kareden birilerinin konsere gidemeyecek olması da çoooook üzücü, değil mi pınaaaar
ayh korkarım ahlarından gidemeyeceğim, daha fazla uğraşmak yok tamam, tarkaaaaan
güne damgasını vuran hileli yumurta savaşı ve muhabbet kuşunun "ötmesi"ydi :))) 
ve tabi ki teyzemin hazırladığı enfes tatlar. yahu şu kadına bir zeynep çekmiş, gerisinde eser yok :))
 
kuzum, ablası geldi zaten havalarda, bir de gülse olunca yanında, ohhh. ayrılırken zavallım öyle üzüldü ki. "keşke onlar da gelseydi, gülse'den ayrılmak istemiyorum"
  
sevimli dahi fotoğrafçımız objektifi sürekli bize doğrulttu. ne yalan söyleyeyim, bayıldımmm...



                                      hiç iki eltiye benziyor muyuz? eltiiiim, nazara gelmeyelim :)))



bu maymun da günün bonusu, ben onu yeriiim..





Salı, Temmuz 31, 2012

evimin kadını, çocuğumun anası :)

 bunca zamandan sonra nasıl başlanacak bilmiyorum ama hadi bakalım. tatilden 15 gün sonra yine  ünye vardı tabiki. ama bu kez kısa, 9 gün. uçak biletlerini erken almadığımızdan ve biletler deliler gibi pahalandığından, hem de artık otobüsler eğlenceli olmuş oyunlar, televizyon varmış gibi duyumlar aldığımızdan uzuuuuun ve yorucu bu yolculuk bize nasip oldu. ama allahım, 17 satte gittik, olamaz böyle birşey. şansımıza bolu yolunda çalışma vardı. tabi ben bunca zamandır metrobüs çalışmasına alıştığım için bünyem rahatsız olmasın diye düşünülmüş. kuzu çok keyifliydi, tv izledi bolca oyun oynadı. sonra tam teşekküllü cevat kellenin getirdiği kocaman yastığa sereserpe yatarak mis gibi uyudu. bir sır vereyim, gece bir ara daldığımda kuzu yere düştü, sonra aynen uyumaya devam. sabah saatlerinde uyandığında tuvaletim geldi diye tutturunca ve VİP :))) otobüsümüzün nasılsa wc'si de var ohh dediğimde aman da aman, klozet leş, içine düşmüş bir menfez, bir yerlerde dursak dediğimde hiç oralı olmayan şoför, menfezi çıkardım abla girebilirsiniz diyen host, sırılsıklam klozet, iğrenen biz... tamamını kağıtla kaplasam da öyle tiksinmişiz ki ucuna oturmuş zilli, çişler hoooop eşofman, çorap, kilot. oyyyy. hepsini değiştir, uğraş dur. eve girmemizle kimseyi görmeden banyo. o gün yorgunlukla heba olurken diğer günleri de yağmur sağolsun, denizden mahrum geçirdik. 9 günde 1 gün mü girer insan denize. oysa geçen yıl 2 hafta denizden çıkmamıştık. şimdi de mükemmelmiş deniz, bizi beklemiş :(





 neyse ki sevdiklerimizle avunduk :) yine de gezdik tozduk. canlı müziklere gittik, tutup fırlattık, ezdik çiğnedik, mangalbaşı yaptık, kudurduk, dinlendik. dönüşü yine eşeklikle otobüsle yapıp bir kez daha ağzımızın payını aldık. yine bir sır vereyim, gece  daldığımda kuzu yine yere düştü, sonra aynen uyumaya devam :) 13 saat hiç kalkmadan otobüste oturma rekoru bende..

 dönünce 1 hafta da ev sefası yaptım. ohhh ne güzelmiş ya, evimin kadını, çocuğumun anası olmak.canım istedi temizlik yaptım, canım istedi yattım. sitenin havuzu da açılmış biz yokken, ohhh. kolumuzda çantamız, içinde havlular yazlık gibi sabah havuz, gel kahvaltı. evde biraz takılıp öğleden sonra bir daha. akşamüstü balkonda ferah ferah yemeğini hazırla, gelsin limonata, gitsin çikolatalı pasta. akşama beyimize hizmet, yemekler, tatlılar. sinema, gezme tozma. balkonda kuzuyla upwords, tabu, domino. en mükemmeli evde annesiyle kalmanın huzuru dolu çocuk gibisi yok.velhasıl, yenilendiğim, kendime geldiğim, gülümseyerek hatırladığım kocaman iki hafta...

böyle rahatsız bir çocuk olamaz, parkede kitap okunur mu?
-çok rahatım anne, sen karışma, ben istediğimi yaparım!

Perşembe, Haziran 07, 2012

iğne deliği

okuduğum kitabın kahramanı ABD plano'da yaşıyorken, bloğumu görüntüleyen şehirler listesinde planoyu görmek nasıl bir rastlantıdır! üstelik bu sabah bir yerlerde çok sevdiğim benjamin button'un hikayesine rastlamış ve orada şunu okuduktan sonra;

Daisy dansçıdır. Ve o muhteşem anlatımla Daisy'nin başına gelenler;
"Bazen çarpışma noktasındayızdır ama farkına varmayız. Tesadüfen ya da bilerek ayarlanmış da olsa bu konuda yapabileceğimizbir şey yoktur.
Paris'te bir kadın alışverişe gidiyordu. Ama mantosunu unuttuğu için onu almak üzere geri döndü. Mantosunu aldığında telefon çaldı durup açtı ve bir kaç dakika konuştu. Kadın telefonda konuşurken Daisy, Paris Opera binasında gösteri için prova yapıyordu. O prova yaparken kadın telefonu kapatıp dışarı çıkarak taksiye bindi. Önceki müşterisini bırakan taksi şoförü bir fincan kahve içmek için mola vermişti. Bütün bunlar Daisy prova yaparken oldu.Önceki müşterisini bıraktıktan sonra kahve molası veren taksi şoförü şimdi bir önceki taksiyi kaçıran alışverişe giden kadını almıştı. Taksi, saatini kurmayı unuttuğu için işe gitmek üzere evden her zamankinden 5 dakika geç çıkan adam karşıdan karşıya geçtiği için durmak zorunda kaldı.
İşe geç kalan adam karşıdan karşıya geçerken Daisy provayı bitip duşa girmişti. Daisy duş alırken, taksi de kadını tezgahtar kızın erkek arkadaşından ayrıldığı için hazırlamayı unuttuğu paketi almak için girdiği butiğin önünde bekliyordu. Paket hazır olduğunda taksiye dönen kadının önüne bir kamyon çıkmıştı. Bu sırada Daisy giyiniyordu. Kamyon yoldan çekildiğinde taksi harekete geçti. Bu sırada Daisy, giyinmiş ayakkabısının bağı çözülen bir arkadaşını bekliyordu. Taksi trafik ışığında durduğunda Daisy ve arkadaşı tiyatronun arka kapısından çıktı. Sadece bir şey farklı olsaydı...
...o ayakkabı bağı çözülmeseydi...o kamyon daha önce geçseydi ya da o paket hazır olsaydı çünkü kız erkek arkadaşından ayrılmamış olsaydı...ya da o adam saatini kurup beş dakika önce kalksaydı...ya da o taksi şoförü kahve molası vermeseydi...ya da kadın mantosunu unutmasaydı...ve bir önceki taksiye binseydi...Daisy ve arkadaşı karşıdan karşıya geçerken taksi de onları geçip gidecekti.
Ama hayat kimsenin kontrol edemediği yaşamların ve olayların kesişiminden ibarettir. O taksi geçip gitmedi ve o şoförün bir anlığına dikkati dağıldı ve taksi Daisy'e çarptı."
Kelebek etkisi....

Çarşamba, Haziran 06, 2012

anagram

yılsonu gösterisi, kankalar, hafta sonu, deniz, güneş, rüzgar, pocahontas, kağıt helva, rumeli hisarı, acayip bir yer, emirgan, gelin diyarı, bol yeşil, oksijen, dedecik, florya, yorgunluk, tekirdağ, enfes köfte, peynir helvası, deniz özlemi, yine bisiklet..

Cuma, Mayıs 25, 2012

tarzını yediğimm



benim kuzum kocaman oldu yaa, yaşlanıyoruuum!!!
şartlı refleks! makine görünce dayanamıyor çatlak, hemen pozlara girmeler.

Perşembe, Mayıs 17, 2012

smyrna








     izmir çoook güzeldi. hava, deniz, güneş, ortam, tadeşim, sercan, okul, çocuklar, tren, köy, yolculuk, hayat çok güzeldi. hiç dönmek istemeyen kuzum "kapıyı kilitle biz giderken teyze, gönderme" diye teyzesini ayartma çalışmaları bile yaptı. tüm uçuş boyunca teyzemuyu çok özlerim deyip durdu. sonunda evde patladı. gözünden boncuk boncuk akan yaşlar "ben teyzemuyu özledim!" ben de kuzum, ben de..