Perşembe, Şubat 07, 2008

yaramaz kızım






bir bilmecem var. büyüdükçe tatlanan şey?

sensin annecim sensin güzel kızım, zuzum, çikilom, jerry'm canım benim.

Salı, Şubat 05, 2008

az daha erkek olacakmış

boncuk hanım çok hızlı bir şekilde büyüyorsun. artık bizi tanıyorsun, tanımadıklarına dikkatli dikkatli bakıyorsun. gülmeden. yabancılama da biliyormuş benim zuzuuummm. çook nazlısın, hep konuşma, hep ilgi istiyorsun. sabahları seninle çok güzel oynuyoruz annecim. boynundan ve koltukaltından gıdıklandığını keşfettim hahhahhah. bir kıkırdaman var, dinlersin büyüyünce, çok seversin. dişlerin çıkamadı gitti bir türlü. elin ağzında, salyalar... ne bulsan ağzına götürüyorsun. çok tatlısın boncuğum çok. düşünüyorum da bundan sonra bizi neler bekliyor kimbilir, ne güzellikler. bunun yanında ne zorluklar. dün gece hiç uyumadım mesela, tıpkı ilk ayındaki gibi gazın vardı, ızdırap oldu gece ikimize de. inşallah bundan sonra olmazz, lütfeeennn.




Cumartesi, Ocak 26, 2008

teyzesi onu coook seviyor






masallah teyzenle benden daha cok fotografin var eylul hanim. himmm keserim seni maymunum benim. elin hep agzinda, herseyi tutup agzina gotürmeye calisiyorsun. teyzenin tabiriyle ota boka gülüyorsun. sabahlari tadindan yenmiyorsun. bir kikirdaman var ki mincik mincik yiyorum seni. ama cok yaramazsin bunu da unutmayalim. cok nazlisin, hep konusmak, ilgilenilmek istiyorsun. kucak istiyorsun. bizim de isimiz ne, seninle her istedigini yapiyoruz kuzum.su an iceride en az yaptigin seyi yapiyorsun. uyumak. birazcik uyusan nolur be annecim, uyumadan buyunur mu. seni cok seviyoruz kuzum coookkk...

Pazar, Ocak 06, 2008

sen dünyanın en güzel şeyisin





evet annecim, sen dünyanın en güzel şeyisin. annenin canısın. ssk'ya gittiğimiz gün annanenle arabada bıraktık seni, biz dedenle yukarı çıktık. telefon geldi durmuyor diye. sonra bir telefon daha, annanen bağırıyor, kesinlikle durduramıyorum diye. deden hemen seni almaya gitti. kıyametleri koparmışsın ağlamaktan. ssk'daki millet şaşırmış bu nasıl çocuk diye. benim yanıma geldiğinde, sana yaklaştım ve sen beni gördüğünde dünyanın en güzel gülücüğünü attın bana. tanıdın beni. içimin yağları eridi, delirdim o anda. sana kavuştum gülmesiydi, senin için ağladım ve geldim. canııımmm benimmm annesinin herşeyi.bu arada bu resimler eskidi bile...

Çarşamba, Aralık 12, 2007

kızımız büyümüş




gerçekten de büyümüş bu edepsiz kız. canım benim, üst katta olduğum halde seni özledim zuzum. hiç ayrı kalamıyoruz kızımla. annesinin herşeyi...

Cuma, Ekim 26, 2007

zuzumuz






babasının güzeliii...
resimlerle idare edin şimdilik...



Çarşamba, Ekim 17, 2007

yolculuğun sonu...hoşgeldin zuzum






9 aylık uzun yolculuğunun sonuna geldin nihayet boncuğum. bunu sana doğduğun anda yazmayı çok isterdim ama mümkün olmadı. buna bile ancak zaman ayırabildim, umarım sonunu getirebilirim.


herşey şöyle başladı; 1 ekim günü doktor randevumuza gittik babanla. 9,30'da olan randevumuza biraz erken varmıştık ve doktor bizi erken aldı muayeneye. herşey yolundaydı. 11 ekime kadar gelmezse dedi doktor o gün 8:45'te burada olun, bebeğin kalp atışlarını kontrol edicez. bu arada bağırsaklarım acayip bozuk, sürekli tuvaletteyim. doğum başlamadan evvel bazı vücutlar hazırlık olarak bağırsakları boşaltmak üzere böyle bir girişimde bulunurlarmış. ben bağırsaklarım bozulunca bugün yarın gelirsin diye düşünüyordum yani. herneyse, 2950 gr dedi doktor senin kilonu ve eve yolladı bizi. ben direk teyzenlere çıktım, daha çok erkendi çünkü. biraz oturduk, bağırsak antiseptiği içtim. sonra durduğum yerde altıma kaçırdım. teyzene söyledim, gülmekten ölüyoruz, benle dalga geçti hatta. bu kaçırma hastanede tuvalette de olmuştu ama ishalden anlayamamıştım. ben aşağı inip üzerimi değiştireyim dedim, gülerek indim. tuvalete gittim ve altıma kaçırmadığımı farkettim. suyum geliyordu, istemsizce. hemen doktorumu aradım ve gel bakalım dedi. pi'yi arayıp babam hazırlansın, galiba başladı dedim. bu sırada feyzi salonda uyuyordu. suyu duyunca dikildi, noluyo ne suyu diyerek. çok hoştu herşey, yukarıdan ayak sesleri geliyor acele acele giyiniyorlar, bir koşuşturmaca. sakin olan tek kişi benim. kendimi bir süredir çok iyi konsantre etmiştim doğrusu. başladığında soğukkanlı olucam, sıkılmıycam, sakin bir şekilde bekliycem diye. çünkü panik yaparsam sancılara hiç dayanamayacağımı düşünüyordum. doğru da düşünmüşüm. hemen eşyaları aldık, arabaya indik, annem ve babamla. sessiz bir yolculuktu. herkes endişeli. babacım o kadar gergin olmasına rağmen belli etmemeye çalışıyor, ellerimi tutup öpüyor, kaymak kızım mdiye seviyor. annemse her zamanki gibi duygularını belli etmekten hiç kaçınmıyor, gerginliği her halinden belli, ne dense ters anlıyor. biz gidene kadar emre hemen hastanede olmuştu. o kadar heyecanlıydı ki zavallım. düşündükçe bile suratımda gülücükler oluşuyor. suratı al al. doğumhanenin kapısında bekledik önce, herkes kurbanlık koyun gibi. ebe beni içeri aldı ve muayane etti. biraz açılma vardı. yukarı odaya çıktık. ameliyat kıyafetimi giydirdiler. serum takıldı. ve sancılarım başladı. hastaneye geldiğimizde saat 11'e çeyrek vardı. bu arada eve giderken kad teyzen aramıştı, eve dönüyoruz herşey yolunda demiştim. hastaneye geri dönerken de kartal teyzen aradı ona doğuma gidiyorum diyince herkes şok tabi. ciciannen de tesadüfen bana mesaj atmıştı, onun da öyle haberi oldu. sancılarım artmaya başlamıştı. sırtüstü yattığım için daha da baskı hissediyordum ve çok rahatsızdı. bu sırada NST senin kalp atışlarını dinlemek için karnıma takılıydı ve acayip y ükses bir sesle kalp atışını duyuyorduk. sancım bir gelip bir gidiyordu. annem telefonda soranlara ağrısı var sancısı başlamadı diyordu, sinirimden ölüyordum. sancı başlamıştı çoktan, kadın bana inanmıyordu. 20 saniye sancım sürüyordu, bir o kadar da geçiyordu. annem ben kıvrandıkça ağlıyordu, ben de annem diye kıvranıyordum. annelik böyle birşey işte. neyse benim sancım geldikçe yanımdakiler azalmaya başladı, demek o kadar kötü görünüyordum ki. emrenin ellerini çok sıktığımı biliyorum, bu sırada da ağzımda oksijen maskesi. bir ara baktım ne banu kalmış odada ne emre. az sonra annem de yoktu. doktorum geldi ve muayene edip, hadi hadi, doğum başlamış çabuk aşağıya dedi. o da şaşırmıştı. tekerlekli sandalyeye bindim ve asansöre bindik, emre de yanımda, ellerimi tutuyor. doğumhaneye girerken aşkımın bakışını hiç unutmam, elini öptüm canımın öyle girdim. içerisi bir acayip tabi. insan tırsıyor. ama kurtulmak için katlanılıyor. doktor ve ebe beni yüreklendirmek için birçok şey söylediler. ilk ıkınmamda gelemedin annecim, ikincide geldiğini hissettim ve bir de baktım ki kocaman ağızlı bir kız bağırıyor ciyak ciyak. kucağıma getirdi hemşire seni. bir yabancı vardı kucağımda, tırnakları kanlı, gözümün önünde.doktor; - çok başarılıydın tebrik ederim, çok kolay doğurdun dedi, ebe oradan benim sayemde gibi birşey söyledi, doktor da; - hiç alakası yok, hasta çok başarılıydı diyerek ebeyi bozdu. dikişin de yok aferin dediğini hatırlıyorum. sonra küçük dilişler attı. 3 tane. sonrasını hatırlamıyorum çünkü uyumuşum. odaya geldiğimde herkes beni bekliyordu, sen de. yatağıma götürüp yatırdılar ve kucağıma seni verdiler. seni emzirdim. hala da emziriyorummm:)) canımın içi o görüntülerin hepsini izleyeceksin inşallah. çok tatlı bir boncuksun sen. bizim boncuk kızımız, zuzumuz. beni üzmedin hiç, 2 saatte doğdun. 1 ekim pazartesi, saat 12:45. doktor ertesi gün bile helal olsun, ne çabuk doğurdun diyordu. hep şükrettim, çok güzel bir kızım olduğu için, çok kolay doğduğun için. baban ve ben sana bayılıyoruz, ve evdeki herkes. çok boncuk bir kızsın annecim, çok tatlısın. benim güzel kokulumsun...

Cuma, Eylül 14, 2007

2500 gr



eveet, sanırım uzun bir süre yazamayacağım. pazartesi bilgisayarı teslim ediyorum ve evdekinden de pek ümidim yok. izne ayrıldığım süre zarfında bol bol hazırlık yaptım. kızımın cicilerini yıkadım, ütüledim, özenle yerleştirdim. meğer ne kadar çok kıyafeti varmış. odasını düzenledik. hastane valizimi hazırladık. bu sırada gecelik ve pijama bulmak için bayağı uğraştık. huyum kurusun, beğenmediğim şeyi alamıyorum, gezip duruyorum. ama sonunda buldum, içime sinerek de aldım. kocaman bir valiz oldu. tadeşimi üst katıma yerleştirdik. en güzeli de buydu. şimdi komşuculuk oynuyoruz. artık kızımızın hiçbir eksiği kalmadı, tek eksik kendisi. bezi bile vaaarrr.bu arada gecelerim geçmek bilmiyor, deliksiz uyku hayal oldu. dün gece en az 10 kez tuvalete kalktım. kızım ilk oyuncağıyla doya doya oynuyor, MESANEM. bir de mideme kadar çıkıyor sanki ve nefesim daralıyor. sabır...yat kalk uyku kalmıyor tabi, insan başlıyor düşünmeye, nasıl olacak bu doğum diye.

bugün doktora gittik, kızımız 2530 gr olmuş, ben de 77 kg. bu durumda 11 kilo almış bulunuyorum, hayırlı olsuuunn. kızımızın kilosunu çok merak ediyorduk, daha doğrusu çok kilo alır da normal doğum yapamam diye korkuyordum, kilosu normal çıktı. yine her zamanki gibi suratını çevirdi. burnu çok büyük geldi bize. kime çekmiş acabaa :))
doktorum bugün yine bana iyi geldi, doğrusu geceden beri çok gergindim, kafamda soru işaretleri vardı. 4 kiloya kadar rahat rahat doğurursun, bizler nasıl doğmuşuz, ben normal doğumu öneriyorum dedi. sen de çok hoş bir hanımsın ama kocan çok yakışıklıymış, dikkatli ol, kilolarını hemen ver dedi. muhabbet adam. herşey yolunda çok şükür. leğen kemiklerim yavaş yavaş açılacağı için biraz ağrım olabilirmiş, paytak yürüyebilirmişim.
vee gelelim resimlere; ilk resim kızımın çikolataları. ben hazırladımmm. yaaa. çikolata ve sepet süslemesi bana ait, güzel olmuş herkes kabul etsin. gelirseniz yersiniz :)) diğer resim de kızımın teyzelerinin aldığı cicileri. kad ve sü teyzeleri çoook tatlı bir elbiseyle, annemin bayıldığı pembe montunu almışlar. inşallah ağız tadıyla giyeriz.

Pazartesi, Eylül 10, 2007

ilgililerin isteği üzerine...



yazı yazmak zor geldi, şimdilik sadece resim. idare edin şekerler...

Pazartesi, Ağustos 27, 2007

gidiyoruz...

bugün son, biraz sonraa :)) bu kapıdan son kez çıkıp yineee kendimiii vuracağıımm yollaraa....
evet kuzum, bugün son günümüz burada. annenin araba kullanma yasağı bugün başlıyor ve araba olmadan gidiş geşil çok zor olacağı için bugün iznini başlatıyor. her ne kadar buradan hep şikayet de etsek, memnun olmasak da, yıllardır çalıştığım, alıştığım yer. yerden öte etrafımdakiler var, senelerdir birarada olduğum, acı tatlı bir sürü şeyi paylaştığım. çok zor gerçekten de. sabah arabada ağladım biraz. bütün yol boyunca düşündüm. hayatımda yeni bir sayfa açılıyor, hayatımızda. sanki buraya döndüğümde (tabi dönebilirsek) hiçbirşey eskisi gibi olmayacak, bu beni çok tedirgin ediyor. herşey bozulacak gibi. umarım hamilelik psikolojisidir. araya mesafe girince anlaşılır dostlukların sağlamlığı. öyle olduğuna eminim bizim dostluklarımızın, hiç şüphem yok. bakalım hayat neler yaşatacak bizlere.
bu akşam da göksular geliyor bebeğim, kuzenin. evimiz epey kalabalık olacak, sakın beni sıkma olur mu. sana neler neler alıcak annen bu haftadan sonra, bayılacaksın. bu haftayı hayırlısıyla atlatalım da.
bugün son...