Cuma, Şubat 12, 2010

okuyunca gülersin

elinde bir uçak;
-türk hava yolları uçağı uçuyoooor, havaalanına ineceeek, uuuuuu (nereden öğrendiğin konusunda hiç fikrim yok)

banyo yapıyoruz;
-türk eğitim vakfı (??????)

yatak odasında dolabı göstererek;
-kıyafetçi!

eline bir değnek alıp;
-abradakabra! pokus pokus!

resim defterindeki şekillere bakıp;
-bu üçgen, bu dikdörtgen, bu kare, bu da daire.
-kuzu ben öğretmedim ki bunları sana, nereden öğrendin?
-televizyondaaaaan :)

Çarşamba, Şubat 10, 2010

kuşlar

dün akşam ikimiz kitap okuduk, konuştuk, oyuncaklarla oynadık. otururken "hiç kimse gelmesin" dedi önce. gülüştük. jehan'la dans ettik. ama ne dans. bakışarak, gülüşerek, öpüşerek. öyle bir ifade ki suratındaki, mest olmuş. sonra başladık sevişmeye. sarılmalar, öpmeler. birden dünyaya haykırdı sanki, herkes duysun, herkes bilsin;
-benim annemmm
yüreğimdeki kuşların kanatları öyle bir çarptı ki birbirine...

çokokrem

gezinirken baktım sürüyle çocuk sıraya girmiş. hemen atladık. ister misin annecik? isteriiim. kuzu önlüğü giydi, kimseye sormadan küt diye oturdu masaya. baktı gelen giden yok, koca kutunun içindeki çikolata kaplı spatulayı alıp ağzına attı. kızlar gülerek yanına koştular. sonra ablayla kalp şeklinde bir ekmeğin üzerine çokokremi sürüp üzerini süslediler. aman sonrası çok fena...
şekil A

arkadan sesleri duyuyorum, "ay o nasıl yeme, zevke bak, hakkını verdi"
"reklama bunu çıkarsalarmış ya"
ertesi gün yine çıktı karşımıza, yine yedik. ama ilk heyecan yoktu...

şapkaya bittim. bana da verselerdi iyiydi...
kendi renklerime bürüdüm kuzumu da sonunda, hiç itirazı yok ama
hep burada olsan, seni hiç özlemesek, olmaz mı?
hayatımdaki 3 kadın :p
ilk öğretmen hiç unutulmuyormuş gerçekten de. 1. sınıfı okuttu bu güzel kıza tadeşim. her gelişinde mutlaka görüşülüyor, sürekli mektuplaşıyorlar. ve hala o gelsin istiyorlar. ben de istiyorum ben de ben de...

Cuma, Şubat 05, 2010

pamuğum

kraliçenin parmağına iğne batmış, bir damla kan akmış
dudakları kan gibi kırmızı, teni kar gibi beyaz
gözleri zeytin gibi boncuk bir kızım olsun demiş
süpürge kirpikli, boncuk gözlü
çok akıllı, çok dilli ve de zilli bir kızı olmuş
bebeğini uyandırıp stetoskopuyla muayene eder, doktor olucam, tıf fakültesine gidicem deyip dururmuş...

anneye....

POM The Short by Masa (temp BGM ver.) from Masa Minoura on Vimeo.

hoşgeldiniz efendim...

nihayet karla tanıştı
ağzı burnu kızardı
elledi, hissetti, hoşuna gitti
kardan adam için kaşkol ve beresini feda etti
sonra başladı koşma
ve kar savaşı...

dipnot: nerede o eski karlar. bir küçük yuvarlak yapardık, karda döndüre döndüre kocaman bir yuvarlak olurdu kardan adamın kafası. nasıl bir karsa küçücük bir top bile yapamadım, elimde gıcır gıcır ederek parçalanıverdi, birleşmedi. eciş bücüş bir adamımız oluverdi. olsun, gözleri zeytin, burnu havuç ya...